SİYASET
Giriş Tarihi : 20-05-2022 18:09   Güncelleme : 20-05-2022 18:30

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri Programında Konuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Arnavutköy Yassıören'de, Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri temel atma töreninde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri Programında Konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle;

Kimsesizlerin kimsesi olması için bu güzide kurumu milletimize armağan eden Sultan Abdülhamid'i saniden bugüne Darülaceze'ye emeği geçen herkesi rahmetle ve şükranla yad ediyorum. İnanç, köken, ırk, cinsiyet, yaş dahil hiç bir ayrım gözetmeden. Tüm düşkünleri kucaklayan bu müessese medeniyetimizin ve milletimizin insana bakışının en güzel örneklerinden biridir. Biz de ecdaddan aldığımız ilhamla üstlendiğimiz her görevde çalışmalarımızı insanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışı ile ve yaratılanı severiz Yaradan'dan ötürü ilkesiyle yürüttük, yürütmeye devam ediyoruz.

Darülaceze'nin 127 yılı bulan geçmişinde 30 bini çocuk 100 bin insanımıza şefkat yuvası olması benzer çalışmalarımızda bize ilham vermektedir. Gönüllüleri, çalışanları ve acezeleri ile bir büyük aile olan bu müessesenin yaşatılması ve geliştirilmesi için katkıda bulunan herkese, bakanlarımızdan tüm yanlarındaki elemanlara kadar herkese şahsım, milletim adına teşekkür ederiyorum. Bugün Darülaceze'nin hizmetleri yeni bir boyuta taşıyacağına inandığım sosyal hizmet şehri projesinin temelini atmak üzere bir aradayız. Burada bir duruma dokunmadan geçmeyeceğim. Bu işler bizim işimiz. Belediye başkanlığımda Kayışdağı'nda bir Darülacezenin temelini atmış, açılışını yapmıştık. Şu andaki malum iktidar, aynı şekilde bugün temelini atacağımız adımlarla süreci devam ettiriyor.

"Milleti aldatmayın gelin bu tür eserleri yapın"
Tabii bir şeyi sormam lazım. İstanbul'un şu anda Büyükşehir Belediye Başkanlığını üstlenmiş olan kişi veya kişilerin acaba bu alanlarda attıkları bir adım var mı? Ya bir şey yapın. Yani bir suyu akmayan musluğu açmakla 'Biz hizmet ettik.' diyemezsiniz. Milleti aldatmayın. Gelin bu tür eserleri yapın. Bu ülkenin darda kalmışına elinizi uzatın. Bu tür şeyleri yapın, biz de sizleri alkışlayalım. Ama yok. Bakın burada şimdi yatay mimari anlayışı ile inşa edilecek projemiz bağışçılar, sağlıklı ve yatağa bağlı sakinler, koruma altındaki çocuklardan oluşan bine yakın sakini ile insanımıza hizmet verecektir.

"Darülacezeyi çok daha güçlü bir karaktere ve yere kavuşması noktasında adımımızı attık"

Rehabilitasyon ünitesinden cami, kilise ve havranın da yer aldığı ibadethanelerine kadar tüm birimleriyle bu proje Darülaceze'nin kuruluş amacına ve tarihine yakışır bir eser olacaktır. Tabi darülaceze gayrimenkul gelirleri ve eğlence vergisi payı yanında asıl hayırseverlerin bağışlarıyla faaliyetlerini yürüten bir yerdir. Biz bu dönemde milli bütçeden de katkı vermek suretiyle Darülaceze'nin çok daha güçlü bir karaktere ve yere kavuşması noktasında adımımızı attık. Sosyal Hizmet Şehrimizin inşasında da en büyük desteği devletin yanında bağışçılardan bekliyoruz. İnşallah el birliğiyle bu güzel projeyi kısa sürede tamamlayarak, milletimizin hizmetine sunacağız. Rabb'imden Darülaceze'mize yapılan tüm bağışların huzurunda kabulünü hayra, sevaba ve mağfirete tebdilini niyaz ediyorum.

Milletimizin asırlardır yaşadığı nice saldırıları, sıkıntıları, kaosları metanetle göğüsleme başarısının gerisinde sahip olduğu şu birlik, beraberlik, dayanışma hasletinin gücü vardır. Medeniyet ve kültür birikimiyle, aile yapısıyla, sosyal müesseseleriyle bireysel insiyatifleriyle, teessüm eden bu haslete sıkı sıkıya sahip çıkmamız gerekiyor. Ekonomik bakımdan güçlü, gelişmiş ülkelerin sosyal bakımdan en kırılgan ve geleceği tehdit altında nüfuslara sahip olmaları da aynıdır. Bunun örneği bizden başka hiç bir ülkede yok sadece bizde var. Kurallar önemlidir maddi imkanlar önemlidir, bireylere değer vermek önemlidir. Fakat bunlar sadece günü kurtarır. Ailenin merkezinde olduğu güçlü bir sosyal yapı olmadan bunların hiç biri geleceği kurtarmaya yetmez. 

"Dünyada bu işin tek örneği olacak"
Bizim önceliğimiz medeniyet mirasımıza inanç ve kültür değerlerimize sarılarak dezavantajlı gruplar dediğimiz engellilerimizi, yaşlılarımızı, kimsesiz çocuklarımızı, garip gurabamızı sosyal yapımız içinde yaşatmaktır. Buna rağmen kimsesiz kalan, yardıma veya desteğe muhtaç olan vatandaşlarımızı da kurduğumuz müesseseler ve oluşturduğumuz mekanizmalar vasıtasıyla insani hayat sürebilecekleri imkanlara kavuşturmaktır. İnşallah Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri, inanarak söylüyorum dünyada bu işin tek örneği olacak bittiği anda.

"Ayni yardımları nakite döndürdük"

Hamdolsun bugün Türkiye dünyanın en iyi işleyen en kuşatıcı sosyal destek sistemine sahip ülkelerinden biridir benzeri yok. Eğer şu dünyayı tanımışsam, biliyorsam ülkemiz gibi bir başka örnek dünyada yok. Hükümete geldiğimizde yılda 2 milyar lira olan sosyal yardım bütçesini 100 milyar lira sınırına getirdik. Bu rakamın milli gelirimize oranı da yüzde 0,38'den, yüzde 1,36'ya yükseldi. Eskiden daha ziyade ayni olan yardımları hem insanımızın onurunu korumak, hem ihtiyaç önceliklerini kendisine bırakmak için nakite döndürdük. 

"Sosyal destekleri en etkin şekilde yürütmek için ayrı bir bakanlık kurduk"

Böylece ülkemizde günlük harcama düzeyi dünya standardı olan 5,5 doların altında kalan nüfus oranını yüzde 34'ten yüzde 10 seviyesine gerilettik. Alt yapımızı güçlendirmek ve sosyal destekleri en etkin şekilde yürütmek için ayrı bir bakanlık kurduk. Nüfusun bir ülkenin en büyük gücü olduğu gerçeğinden hareketle anneleri ve çocukları koruyacak, destekleyecek çalışmalara özellikle önem veriyoruz. İstihdam, sağlık ve eğitime kadar her alanda bu çerçevede pozitif ayrımcılık yapıyoruz.

Devlet korumasındaki çocukların bize Allah'ın ve milletin birer emaneti olduğu anlayışı ile bunları kendi ailelerinin yanında veya aile iklimine yakın şartlarda yetiştirecek bir modele geçtik. Engellilerimizi evde bakımıyla, rehabilitasyon merkezleriyle, özel bakımıyla, Umut evleriyle, istihdamıyla her alanda hayatın içine katan bir yaklaşım sergiledik.

"Devletin imkanlarını milletimizin her kesimine özellikle desteğe ihtiyaç duyan insanlarımıza sunuyoruz"

Yaşlılarımızı 65 yaş maaşı ile, gündüz bakım hizmetleriyle, evde bakım hizmetleriyle aileleri yanında desteklemeyi, huzur evleriyle sahipsiz bırakmamayı hedefleyen programlar uyguladık. Kadınlarımızı şiddetten istihdama, annelik hizmetlerinden siyasi temsile, kılık kıyafet özgürlüğünden eğitim seferberliğine kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin en ileri haklarına biz kavuşturduk. Şehit yakınları ve gazilerimizi de tarihimizin en büyük destekleriyle sahiplendik. Görüldüğü gibi devletin imkanlarını milletimizin her kesimine özellikle desteğe ihtiyaç duyan insanlarımıza sunuyoruz. 

Buradan bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum ki, asıl olan kadınlarımızdan çocuklarımıza, yaşlılarımızdan engellilerimize tüm kesimlerin aileleri bünyesinde sosyal yapı içinde sahiplenilmeleri ve yaşatılmalarıdır. Kendi evi, imkanı, vakti varken annesini, babasını, engelli aile üyesini, korunmaya muhtaç evladını kamuya veya özel sektöre ait bir kuruma yerleştirmek bizim aile kültürümüzle taban tabana zıttır.

Huzurevlerinde kalan yaşlılarımızın önemli bir kısmının iyi eğitimli, iyi kariyerli, yüksek gelirli çocuklara sahip olmaları düşündürücüdür. Büyükanne, büyükbaba, anne, baba ve torunların aynı evde oturmasalar bile, aynı ortamda hayatlarını sürdürdükleri büyük ailelerin giderek azalıyor olması da üzüntü vericidir.

Aile yapısındaki bu dağılma ve aşınma nesilden nesile aktarılan değerlerimizin geleceğinde de bir belirsizliğe ne yazıkki yol açmıştır. Eğitim önce ailede başlar. Daha ileri gidiyorum ana karnında başlar oradan başlayıp doğumla gelişen bir eğitim dünyası. Okul tek başına bunu yapamaz. Ailede atılan temelin üzerinde inşasını yürütür. Ailede verilmesi gereken değerler eksik kaldığı zaman okullar arzu ettiğimiz milli, manevi, ahlaki, insani, medeni hasletlere sahip çocuklar yetiştirme konusunda zorlanıyor. 

Önümüzdeki dönemdeki önceliklerimizin başına ailenin güçlendirilmesini, eğitimin içeriğinin buradaki eksikleri telafi edecek şekilde geliştirilmesini, kültürümüze sahiplenilmesini yerleştirdik. Gelişmiş ülkelerin Batı'nın düştüğü hataya inşallah biz düşmeyeceğiz. Batı tarzı bir güvenlik ve refah anlayışı uğruna aileden başlayarak tüm sosyal yapımızı, medeniyet ve kültür değerlerimizi, inancımızı feda edecek şekilde köklerimizle bağımızı koparmayacağız. 

"Bu sene fetih şenliklerimizi Atatürk Havalimanı'nda yapacağız"
Tam tersine maziden atiye kurduğumuz köprüde yürüyerek demokraside ve kalkınmada dünyanın en ileri ülkeleri arasındaki yerimizi alacağız. Medeniyet mirasımızdan taviz vermeden hedeflerimize ulaşacak yöntemlerle vizyonlarımızı genişletiyoruz. Şu anda bugün temelini atacağımız bu perspektif işte bu genişlemenin bir uygulamasıdır. Bunun için milletimizin karşısına Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıl dönümüne atfen 2023 hedeflerimizle İstanbul'un fethinin 600. yıl dönümüne atfen 2053 vizyonumuzla inşallah bu sene fetih şenliklerimizi Atatürk Havalimanı'nda yapacağız. İstanbul'a yakışır bir fetih şenliğini Atatürk Havalimanı'nda hep birlikte yapacağız. Şöyle muhteşem bir fetih şenliğini öyle yapalım ki inşallah cennet mekan Fatih Sultan Mehmet Han'a layık olalım.

Malazgirt'in bininci yılına atfen 2071 hayallerimiz var bizim. Bu hayallere de ona göre yürüyeceğiz. Velhasıl tarihimizin en önemli sembolleriyle çıktık bu yola. İnşallah diğer alanlarda birlikte acezemize sahip çıkacak projelerimizi de bu anlayışla hayata geçirmeyi sürdüreceğiz.