S.T.K.
Giriş Tarihi : 13-05-2022 09:21   Güncelleme : 13-05-2022 13:37

Doç. Dr. Ahmet Akman , “İyiliği göstermenin yollarından birisi de infaktır’’

• İyilik konulu panelde konuşan eğitimci Mehmet Emin Parlaktürk, “Müslümanlar iyilik yapmak, insanları kötülükten sakındırmakla görevlidir. Allah’ın rızasını kazanmak için iyilik yapan ise cenneti bulur” dedi. Doç. Dr. Ahmet Akman ise, “İyiliği göstermenin yollarından birisi de infaktır. İyiliğin kurumsallaşmış hâli ise vakıftır” diye konuştu.

Doç. Dr. Ahmet Akman , “İyiliği göstermenin yollarından birisi de infaktır’’

Vakıflar Haftası münasebetiyle Konya Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu ve Hikmet İlim ve Sanat Derneği işbirliğiyle “İYİLİK” konulu panel yapıldı. Sahip Ata Vakıf Müzesi’nde gerçekleştirilen ve Karatay Üniversitesi Tıp Fakültesi 5.Sınıf Öğrencisi Ganalı Hâfız Abdullah Mesut’un Kur’an-ı Kerim tilâvetiyle başlayan “İyilik” panelinde konuşan eğitimci Mehmet Emin Parlaktürk; “Doğruluk insanı iyiliğe sevkeder, Allah’ın rızasını kazanmak için iyilik yapan da cenneti bulur” dedi.

Resim önizlemesi

İYİLİK İNSANI CENNETE GÖTÜRÜR

Konuşmasına “İyilik denilince önce insanın kendine, sonra diğer insanlara, yetmez evrende mevcut olan canlı veya cansız tüm varlıklara hizmet eden, faydası dokunan ve onların gelişmesine ilerlemesine yardımcı olan bir harekettir” şeklinde iyiliği tanımlayarak başlayan ve dini açıdan “Allah’ın rızasını kazanmaya yönelik her şey iyiliktir. Allah’ın rızasını kazanan da cenneti bulacaktır” diyen emekli Karaman Müftüsü ve eğitimci Mehmet Emin Parlaktürk, Hz. Peygamberin şu hadisini hatırlattı: “Doğruluk ve dürüstlük insanı iyiliğe sevkeder. İyilik de cennete götürür.” Müslüman denilince akla “İyi olan ve insanları iyiliğe yönelten kişi”nin geldiğini belirten eğitimci Parlaktürk, “Ne yazık ki İslâm dünyası ve ülkemiz de dahil iyilik, doğruluk, dürüstlük, insanları hayra, iyiye yöneltme konusunda bu asırda sınıfta kaldık. Ve hâlâ bunun ıstırabını çekiyoruz.” dedi.

Resim önizlemesi

MÜSLÜMANLAR İYİLİK YAPMAKLA MÜKELLEF

İyiliği dini boyutta ele alan Parlaktürk, Kur’an-ı Kerim’in emri üzerine bir toplumda “İnsanlara iyiliği emredecek, onları kötülükten sakındıracak” bir topluluğun mutlaka bulunması gerektiğini âyetler ışığında ifade ederek şunları dile getirdi: “Bu görevi bürokratik olarak DİB gibi yerine getiren kurumlarımız var. Ama bununla iktifa etmemek lâzım. Yâni her bir Müslüman grubu bu düşüncede hareket etmesi gerekir. Hem birey olarak hem toplum olarak. Nerede bir kötülük gördük ona müdahale etme hakkını Allahu Teâlâ bize veriyor. Yapmadığımız zaman bundan hem birey olarak hem toplum olarak sorumlu olacağımızı hatırlatıyor. Diyeceksiniz ki hocam yasalar müsait değil. Müsait olduğu kadar… Bütün olumsuzluklara rağmen gücümüz ve elimiz yettiğince, dilimiz döndüğünce bunları yerine getirmek zorundayız. Çünkü Müslümanlar, insanlar arasından iyiliği yaymakla çıkarılmış bir topluluktur. Allah’a inanan ve Allah’a güvenen Müslümanlar, iyiliği emretmek ve insanları kötülükten sakındırmakla görevlidir. Kadın-erkek ayırmadan müminler birbirinin kardeşidir, dostudur, yardımcısıdır, destekçisidir, velisidir.”

Parlaktürk ayrıca; “anne-baba elini öpmek bir iyiliktir, gülümsemek bir iyiliktir, çevre temizliğine dikkat etmek ve doğayı korumak bir iyiliktir, kucaklaşmak bir iyiliktir. Yâni maddi ve manevi bütün iyilikler sadakadır.” şeklinde iyilik çeşitleri konusunda da bilgi verdi.

Resim önizlemesi

İYİLİĞİN KURUMSALLAŞMIŞ HÂLİ VAKIFTIR

Panel yöneticisi NEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Akman ise, “İyiliği göstermenin yollarından birisi de infaktır. Osmanlı’da A’dan Z’ye Vakıf Medeniyeti’nin ve dolayısıyla iyiliğin izini görmek mümkündür. İyilik denilince ben, vakıfları iyiliğin kurumsallaşmış hâli olarak görüyorum. İslam medeniyeti içerisinde vakıf medeniyeti çok özel bir yer teşkil ediyor. Vakıflar her bakımdan İslâm medeniyetinin taşıyıcısı olmuşlar. Hem sosyal bakımdan, hem hukuki bakımdan, hem de ekonomik bakımdan. Çünkü sadaka-ı cariye vakıfların ana dayanağıdır. Vakıflar hayrın sürekli biçimidir. Hicri üçüncü asırdan itibaren teşkilatlanmış hâliyle büyük bir yapılanmaya gittiği de görülür” dedi. Eski Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Gürbüz de, görev yaptığı şehirlerde yaptığı sosyal hizmetleri dile getirdi.

Resim önizlemesi

VAKIF HEDİYESİ AZİZİYE CAMİİ MAKETİ

Panelden sonra Konya Vakıflar Bölge Müdürü Nurullah Osmanlı, Konya Bölge Yazama Eserler Kütüphanesi Müdürü Bekir Şahin ve HİSDER Başkan Yardımcısı Mustafa Dündar, konuşmacılara Vakıflar Bölge Müdürlüğünün hediyesi Aziziye Camii Maketini takdim ettiler. Panele Konya Vakıflar Bölge Müdür Yardımcısı Hilal Aydemir, HİSDER müdavimleri, akademisyenler, vakıf görevlileri ile vatandaşlar katıldı. Katılımcılara Vakıflar Genel Müdürlüğü yayınlarından olan “İlginç Vakıflar” adlı kitap ve kalem armağan edildi.