YEREL
Giriş Tarihi : 12-01-2022 00:00   Güncelleme : 12-01-2022 00:00

''Varoluş Gayemiz İyilik Yapmaktır.''

HİSDER’de Anadolu Selçuklu Vakıfları’nı anlatan Konya Vakıflar Bölge Müdürü Nurullah Osmanlı, “İyilik yaparken sevdiğimiz şeylerden fedakârlık yapmalıyız. Yeni nesle ibadet üzerinde dururken iyilik üzerinde de durmalıyız. Varoluş gayemiz budur” dedi.

''Varoluş Gayemiz İyilik Yapmaktır.''

Hikmet İlim ve Sanat Derneği’nde Anadolu Selçuklu Vakıfları’nı anlatan Konya Vakıflar Bölge Müdürü Nurullah Osmanlı, Kur’an-ı Kerim’de iman sahibi insanlara Allah tarafından “Rabbınıza kulluk edin, hayır işleyin ki felâh bulabilesiniz” şeklinde uyarıda bulunulduğunu, Kur’an’da 87 defa namaz ve 80 kere de iyilik geçtiğini hatırlatarak “İyilik yaparken sevdiğimiz şeylerden fedakârlık yapmalıyız. Yeni nesle ibadet üzerinde dururken iyilik üzerinde de durmalıyız. Varoluş gayemiz budur” dedi.

“Vakıf İslam ülkelerinde toplumsal ve kültürel hayatta önemli rol oynayan hayır müessesidir” diyen Konya Vakıflar Bölge Müdürü Nurullah Osmanlı, yardımlaşma ve dayanışma duygusunun bu şekilde kurumsal hâle geldiğini ifade ederek “Vakıflar güç, prestij sağlama, malın gasbını önleme amacıyla ortaya çıkıyor. Toplum hayatımızda istikrar ile devamlılık sembolü olmuştur. Burada gelir dağılımı eşitsizliğinden doğacak sosyal patlamaların önlenmesi, sınıf farkının oluşmaması, yöneticiyle kitlelerin gruplaşarak toplum hayatını sarsan davranışları önlemek amaçlanmıştır” dedi. Vakfın dini amaçlı ve hukuki bir kurum olmakla birlikte her şeyden sosyal bir kurum olduğuna dikkati çeken Konya Vakıflar Bölge Müdürü Osmanlı, vakfın, sosyal dayanışmanın ve kurumsallaşmanın en güzel örneklerinden biri olduğunu söyledi.

 

Konya, Karaman ve Aksaray bölgesinde 325 vakıf bulunduğunu ve Konya’da kurulan en eski vakfın mülhak (aile) vakfı olduğunu söyleyen Osmanlı, Türkiye Selçuklularının vakıf kurulumunu şehirleşmenin kaynağı olarak kullandıklarını belirterek buna misal olarak Seydişehir’i gösterdi. Şehirleşmenin aynı zamanda vakıfların gelişimine de yol açtığını kaydeden Osmanlı, fetihle elde edilen topraklarda Selçuklular tarafından hanların kurulduğunu ve bu hanlara gelen yolculara, tarlalardan elde edilen akarla üç gün ücretsiz hizmet verildiğini ifade ederek “Antalya’dan Sinop’a kadar yol güzergâhlarındaki hanların arkasında vakıf kurumu bulunuyor” dedi.

Türkiye Selçukluları döneminde Sultan Vakıfları, Zürri Vakıflar, Emir Vakıfları’nın kurulduğuna işaret eden Osmanlı, şunları dile getirdi: “İzzeddin Keykavus ve 1.Alâeddin Keykubad, kendi mallarını kurdukları Sultan Vakıflarına vakfediyorlar. Evlatlık vakıflar da diyebileceğimiz Zürri vakıflar ise, Ahî Evran ile Seyyid Harun’a devletin verdiği topraklardan elde edilen gelirlerle kurulan vakıflardır. Karatay Medresesi’ni kuran Emir Celâleddin Karatay, kurduğu vakıfla medresenin akarını sağlıyor. Devlet han, hamam, cami ve medrese gibi imaretleri yaptırmıyor. Bunları emirlere vakıf kurdurarak yaptırıyor. Çocuğun doğumundan kişinin kefenlenmesine kadar vakıflar sorumlu oluyor. Devlet askeri işlerle ve fetihlerle uğraşıyor.”

Anadolu Selçukluları Vakıfları arasında en eski vakfın 1202 yılında kurulan Şemseddin Altun Aba Medresesi’nin vakfiyesi olduğunu ve yerinin de Meram Müftülük binasının olduğu yer olduğunu ifade eden Osmanlı, İplikçi Medresesi’nin çok sayıda dükkânlar, araziler, bazı köyler, han ve kervansaraydan oluşan vakıflarıyla devrinin en önemli bilim ve kültür kuruluşu haline geldiğini de söyledi. Osmanlı ayrıca, Cemaleddin İshak Vekfı’nın da eski rektörlük binasının bulunduğu yer olduğunu belirterek Türkiye’de 68 bin vakıf eseri olduğunu ve “İman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapmamız” gerektiğini söyledi.

Meram Uluslararası Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirilen sohbetten sonra Hisder Başkan Yardımcısı Mustafa Dündar, Konya Vakıflar Bölge Müdürü Nurullah Osmanlı’ya derneğin teşekkür plaketini Meram Tapu Müdür Yardımcısı Hamza Ertaş’la birlikte takdim etti.