S.T.K.
Giriş Tarihi : 29-12-2021 14:33   Güncelleme : 29-12-2021 14:33

Hisder’de Her Yönüyle Bozkır Anlatıldı

Konya’nın tarihi ve güzel ilçesi Bozkır, HİSDER’de her yönüyle anlatıldı. Bozkır adının Selçuklu beylerinden Bozger Bey’den geldiği, “Dağlı-Ovalı” muhabbetinin ise 11.yüzyıldan beri devam ettiği ifade edildi.

Hisder’de Her Yönüyle Bozkır Anlatıldı

Hikmet İlim ve Sanat Derneği’nin bu haftaki Pazartesi Sohbetleri’nde Konya’nın güzel ilçesi Bozkır, tarihî, folkloru, kültürü ve coğrafî yapısı ile birlikte ele alınarak anlatıldı.

Bozkır’ın tarihi geçmişi ve gelişimi hakkında bilgiler veren Uzman Tarihçi Meryem Kuz Halkacı, “Bozkır Konya’ya 129 km. uzaklıkta ve Çarşamba çayının iki yamacında, Torosların İç Anadolu bölgesine bakan eteklerinde kurulmuş şirin bir kasabadır. Geniş ve yüksek yaylalarıyla bölgenin en yüksek zirvesi bu bölgede bulunmaktadır. Aygır pınarından çıkan Çarşamba Çayı Karacahisar, Sorkun, Dere ve Çağlayan’dan geçerek Bozkır’a hayat verir.” dedi.

 

BOZKIR ADI NEREDEN GELİYOR

Bozkır adıyla ilgili olarak “boz” ve “kır”kelimelerinin uçsuz bir ova anlamına gelmediğini belirten tarihçi Halkacı, “Bozkır bilinen 4 bin yıllık tarihi boyunca İsauralılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Anadolu Beylikleri ve Osmanlılar hüküm sürmüştür. Osmanlılar döneminde ilçeye sancak verilmiştir. Bu sancak Mevlâna Müzesi’nde sergilenmektedir. Bozkır, tarih boyunca İsauria Vetus, Leontopolis (Arslanlar Şehri) ve Bozkır isimleriyle anılmıştır. Bozkır ismi bölgenin coğrafî yapısıyla alakalı olmayıp, 14.yüzyılda Selçuklular döneminde bölgenin hâkimi olan ve beylik yapan Bozkır Bey’den gelmektedir.” diye konuştu. Halkacı ayrıca, Bozkır’ın eskiden Zengibar Kalesi merkez alınarak kurulmuş bir İsauria şehri olduğunu ifade etti. 1870 yılında belediye olan Bozkır’ın tarihi eserleri arasında 1882’de yaptırılan tarihi çeşme, Bozkır Konağı, Selçuklu taş köprüsü, Üçpınar Kurşunlu Camii, Asarlık Camii olduğunu söyledi.

 

DAĞLI-OVALI MUHABBETİ 11.YÜZYILA DAYANIYOR

Halkacı, Prof. Dr. Hasan Bahar’ın “Antik Çağda Bozkır” makalesindeki tezinden hareketle şu ifadeleri kullandı: “1071 yılında Türkler Anadolu’yu fethettiği dönemde bu bölgede yaşayanlara “dağlı” kelimesi kullanılıyor. Aslında “Dağlı-Ovalı” muhabbeti 11.yüzyıldan bu yana devam ediyor. Dağlı denilmesinin sebebi de çetin, sert ve mizaçları pek kabul etmeyen olduğu için bu bölgeyi genelde merkeze bağlı olarak tutmaya çalışmışlar. İsyan edip devlet kurmasınlar diye bu bölgede yaşayan dağlıları daha kontrol edilebilsinler diye Konya Sancağına bağlı tutmaya çalışmışlar.”

 

BOZGIR’A TÜRKLÜK DAMGASINI ALPERENLER VURDU

NEÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Türk Halk Edebiyatı Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Aziz Ayva ise, yiğidin harmanlandığı yer olan Bozkır’ın halk edebiyatı ve folklorik özellikleri üzerinde durarak “Bozgır” kelimesinin yöre insanının dilinde sabitleşmiş halde yaşadığını söyledi. Aziz Ayva, “Bozkır’a Türklük damgasını yüzyıllar önce buraya gelen Selçuklu Alp-Erenleri ve Osmanlı sakinleri yerleştirdiler. Ve bölgeyi Türkleştirip Müslümanlaştırarak bugün Türk yurdu hâline getirmişlerdir. Mehmet, Mustafa, Hasan ve Hüseyin adlarının çokluğu da eski demografik özelliğindendir. Bozkır insanı büyük oranda yerleşik hayata geçmiş olan Bozkır Yörükleri, Türkmenleri yaşadıkları dağlar ve koyakların hırçınlığını, söz dinlemezliğini duruşlarında da göstermektedirler. Kişioğlu yaşadığı toprakların özelliğini alır. Karadenizliler nasıl ki biraz sinirliyse, Ege bölgesi kişileri de bir o kadar sakin tabiatlıdır. Bozkırlılar ise yaşadığı dağlar kadar dik ve mağrurdur! Gözü karadır. Dağlarda yaşamanın zorluğunu bilir. Aynı zamanda hoşgörülü, şefkatli ve konukseverdir.” dedi. Bozkır’ın destan ve masallarından da söz eden Ayva, “Aslan Mustafa” türküsünün hikâyesini de anlatarak bir ağıt olduğunu söyledi. Bozkır’la ilgili iki sinema filmi ve belgesel çekildiğini de dile getirdi.

 

 

BOZKIR’IN SUYU, HAVASI SERT, İNSANI MERT OLUR

Konya Bozkırlılar Kültür ve Dayanışma Derneği ve Bozkırlılar Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Yılmaz ise konuşmasına, Av. Kayhan Selek’in “Dünya’da Türkiyeli olmak, Türkiye’de Konyalı olmak ve Konya’da Bozkırlı olmak bir ayrıcalıktır” sözleriyle başladı. Bozkır’ın suyu, havası sert, insanı mert olduğunu belirten Bozkırlılar Federasyonu Başkanı Yılmaz, buna, şu sözlerle açıklık getirdi: “Mısır’ı alan ve Hindistan’a kadar giden Büyük İskender’in bir tek alamadığı yer Konya/Bozkır ve civarıdır. Neden alınamıyor bu insanlar? Eskiden Bozkır’da Homonatlar yaşıyordu. Düşman eline geçmesinler diye teslim olmadan önce kadınlarını öldürüyorlar. Sonra düşmanın üstüne mertçe atılıyorlar. Büyük İskender bunu öğrenince inanamıyor. Böyle bir şey nasıl olabilir diye aklı almıyor. Bozkır böyle bir yer.”

Yılmaz ayrıca, Bozkır’ın genelde Kayı boyundan geldiğini belirterek “Bozkır insanının çok sert görünümü olmasına rağmen güldürü ustaları da yetişmiştir” diyerek yaşanmış bir fıkrayı katılımcılara anlattı. Derneğin sosyal ve kültürel faaliyetleri hakkında da bilgi veren Yılmaz, “Bozkır’ın Dünü Bugünü” diye bir sempozyum yaptıklarını, çeşitli kitaplar ile Bozkır adlı dergi yayınladıklarını da ifade etti. Yılmaz, dernek olarak Bozkır’a kültürel tanıtım gezileri düzenlediklerini de belirtti.

Uluslararası Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirilen “Her Yönüyle Bozkır” programının soru-cevap kısmından sonra konuşmacılara, derneğin hediyeleri ile teşekkür plaketi takdim edildi. Bozkırlılar Federasyonu Başkanı Burhan Yılmaz da, HİSDER Başkanı Prof. Dr. Önder Kutlu’ya Bozkır’la ilgili kitaplar hediye etti.