SİYASET
Giriş Tarihi : 14-11-2021 19:21   Güncelleme : 14-11-2021 19:21

Prof. Dr Aydal Ilısu Barajı'nın Perde Arkasında Yaşananları Anlattı

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Doğan Aydal, geçtiğimiz günlerde hizmete açılan ve ekonomiye yılda 3 milyar lira katkı sağlayacağı söylenen Ilısu Barajı'nın perde arkasında yaşananları anlattı.

Prof. Dr Aydal Ilısu Barajı'nın Perde Arkasında Yaşananları Anlattı

Aydal, Ilısu Barajı'nın yapımı için gereken krediyi sağlamak isteyen yabancı şirketlerin, Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki suların ve yatırımların kontrolünü AB'ye verecek sözleşme maddelerini AK Parti Hükümetine dayatmak istediğini ancak hükümetin buna direnç gösterdiğini söyledi. 

 

'Barajın yapımı için Hükümetimize ve emeği geçenlere teşekkür ederiz'

GAP projesi çerçevesinde tamamlanıp hizmete sunulan tam adı Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Barajı ve HES'teki emekleri için AK Parti Hükümetine ve tüm emeği geçenlere öncelikle teşekkür ettiklerini belirten Aydal, şöyle konuştu:  "Çorak toprakların sulanacak olması, elektrik üretilmesi, Parti olarak bizleri ziyadesiyle memnun etmiştir. Ancak mesele susuz toprakları sulamak ise, müşterisiz havalimanları, tren hatları, geçilmeyen yollar yapılacağına, birçok su kanalı, su boru hattı bitirilebilirdi. Mesele elektrik üretimi ise Ilısu Barajı için kaybedilen 15 yıl süresince, Hükümet güneş ve rüzgâr enerjilerine yönelmiş olsaydı ülkemiz daha kazançlı çıkmaz mıydı?"

 

Ilısu Barajı'nın hikayesi Mesut Yılmaz hükümeti ile başladı 

Ilısu Barajının perde arkasında yaşananların ve özellikle AB'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki sularımızı kontrol etme amacının mutlaka bilinmesi gerektiğini vurgulayan Aydal, "Ilısu barajının ihalesi 55. Mesut Yılmaz hükümeti göreve geldikten sonra bir ay bile dolmamış iken, 23 Temmuz 1997’de, bir Bakanlar Kurulu Kararı ile alınır. Her şey çok gözü kara bir şekilde yapılmakta, akla zarar kararlar alınmaktadır. Baraj ihaleleri Bakanlar Kurulu Kararı ile verilmeye başlanmıştır. Ilısu barajı da bunlardan biridir. Bu tip ihalelerin Bakanlar Kurulu kararı ile verilmesi rekabeti ortadan kaldırmış ve dönemin Başbakan’ınca uygun görülen firmalara baraj yapımı ihale edilmiştir. Sonuçta, 1997 yılında çıkarılan Bakanlar Kurulu kararı ile kurulu gücü bin 200 megawat olacak Ilısu barajının inşaatı ve elektromekanik teçhizatının temin ve tesisi Alman, İsviçre ve Avusturyalı firmalara verilir.  Ancak tehlikeyi gören gözü kara bürokratlar, DSİ, DPT ve Hazine yetkililerinin yaptığı toplantıda böyle bir konunun ihalesiz verilmesinin mümkün olamayacağı belirtirler. Beklenen olur ve Danıştay 10. dairesi Barajlar ile ilgili Bakanlar Kurulu Kararını iptal eder. Enerji Bakanlığının temyize gitmesi de sonucu değiştirmez ve bu barajın hikâyesi AK Parti Hükümet dönemlerine kadar ulaşır. " şeklinde konuştu.

 

Hükümet ihanet sözleşmesine direnç göstererek imzalamadı

AK Parti Hükümetleri döneminde de Ilısu barajı yapımının yine gündeme geldiğini belirten Aydal, barajın yapımına finansör olmak isteyen Almanya, Avusturya ve İsviçre'deki kredi kuruluşlarının, kredi vermeden önce DSİ ile bir sözleşme imzalamak istemeleri ve söz konusu bu sözleşme maddelerinin, Avrupa Birliği'nin Türkiye’ye zorla imzalatmaya çalıştığı Espoo ve Aarhus sözleşmelerini hatırlatan maddeler içermesi, bu maddelere dayanarak; Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da nehirlerimiz üzerindeki paylaşımın, bu bölgelerde yapılacak her yatırımın, AB gözetiminde ve denetiminde olması istenmesi nedeniyle AK Parti hükümetinin buna direnç gösterdiğini ve AB’ye esir olacağımız sözleşmeleri imzalamadığını söyledi. 

 

'Şu soruların cevapları izaha muhtaç'

'Gelinen noktada Ilısu barajı bitirilerek ülkemize kazandırılmıştır. Tebrik ederiz.' diyen Aydal, "Tabii olarak şu soruların cevapları da bilinmemektedir: Acaba bölgeden boşaltılan köylerdeki 78.000 kişi mağdur olmuş mudur? Devlet, İstimlak bedellerini zamanında vererek mağduriyetleri önlemiş midir? Hükümet, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki suların yönetimini ve bu bölgede yapılacak yatırımların yönetimini AB'ye bırakan  Espoo ve Aarhus sözleşmelerine direnç göstermek için bu kararı aldıysa, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde sulanması gereken topraklarımız neden uzun süre ihmal edilmiştir. Sulanması gereken 1.788.000 hektar arazinin sulanan kısmı yıllarca neden %16-20 civarında gerçekleşmiştir? Kısıtlı su verilmesinde AB’ye şirin gözükme çabaları etkin olmuş mudur? Bunları maalesef bilemiyoruz. Baraj ihalesinin yine tesadüfen(!) Cengiz inşaat tarafından kazanılmış olması da artık kanıksadığımız ama zihnimizde sorular oluşturan bir diğer konudur." ifadelerini kullandı.