SİYASET
Giriş Tarihi : 23-09-2021 13:18   Güncelleme : 23-09-2021 13:18

Milletvekili Abdulkadir Karaduman; Bu Gençler Okumasın Mı?

Hiç mi iyi bir şey yapmıyorlar. Hiç tebrik edeceğimiz bir şey yok mu elbette var. Buradan hükümete teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum. Üniversitelerin kapalı olduğu 1,5 yıllık süreçte öğrencilerin barınma sorunu yaşamaması için olağanüstü bir performans gösteren hükümete teşekkür ediyorum.

Milletvekili  Abdulkadir Karaduman; Bu Gençler Okumasın Mı?

ÖSYM Başkanı’nın açıkladığı verilere göre "2021-YKS'de tercih yapan adayların %85,8'i yükseköğretim programlarına yerleşti. Adayların %52'si ilk üç tercihinden birine yerleşti, %27,5'i ilk tercihine, %14,4'ü 2. tercihine, yüzde 10'u ise 3. tercihine” yerleşti. Açıklanan bu sonuçlar çok güzel. Büyük çoğunluğun yerleştiğini görebiliyoruz.

Ama çok önemli bir detayı ifade etmezsek, bu rakamlar bizim için aldatıcı olabilir. Bakınız bu sene bir uygulama yapıldı. Neydi bu? YKS baraj puanları düşürüldü. Sn. Cumhurbaşkanı’nın müjde olarak duyurduğu bu durum aslında 19 yıllık iktidarın da karnesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Üzülerek söylüyoruz bu rakamları. Bakınız, sınava giren adaylardan 217 bin 504’ü matematikte, 312 bini de fende sıfır çekti. Barajı geçen aday sayısı geçen yıla göre 500 bin kişi düştü. 1 milyon aday sınavın ilk aşaması TYT de bile maalesef baraj altında kaldı.Koronavirüs salgını nedeniyle geçen yıl 180’den 170 puana indirilen baraj bu sene yine 180 puan olarak uygulanınca geçtiğimiz yıla göre baraj altında kalan öğrenci sayısı yarım milyon artmıştı. Bunun üzerine müjde! olarak yapılan düzenlemeyle baraj puanı TYT’de 140, AYT ve YDT'de 170 olarak uygulanma kararı alındı.Kusura bakmayın, bunun adı müjde değil, bunun adı eğitimde gördüğümüz dibin ilanıdır! Bu gençlerimiz değil ama, İKTİDAR BİR KEZ DAHA SINIFTA KALMIŞTIR!

 

Peki sonrasında ne mi oldu?

Her şeye rağmen yerleşmenin heyecanı ve sevincini yaşayan adaylar, ev kiraları ve yurt ücretlerinin aşırı yüksekliği karşısında şoka uğradı. Zira fiyatlar TÜİK’in aksine %200’lere %300’lere kadar artmış durumda. Bugün bir öğrenci üniversite kaydından önce “nerede kalacağım?” diye düşünüyorsa, durum hiç iç açıcı değil demektir. Bazı rakamları vermek, öğrencilerin karşı karşıya olduğu durumu daha iyi anlamamıza yardımcı olacak.

Bakınız, 35m² kutu denilebilecek bir dairenin kirası 1200 lira. Yani içi boş, herhangi bir aboneliği yapılmamış bir daire asgari ücretin neredeyse yarı fiyatına kiralanıyor. 1+0 dairenin kirası 1400 lira. 1+1 dairenin kirası 1600 lira. Rakamları görüyor musunuz?! Bölgesel olarak bu rakamlar daha da yükselebilmekte.

Her gün yüzlerce öğrencinin ev-yurt bulamadığına dair mesajlar, telefonlar geliyor.

Nerede kalacağız?” diyorlar.

Bu soruya cevap verecek misiniz?

Yoksa “Harçları kaldırdık, bursları 650 lira yaptık. Elinize dilinize dursun” demeye devam mı edeceksiniz?

Soruyoruz, Bu Gençler Okumasın Mı?

Abartmayın demenizden şunu anlıyoruz; Meseleleri, mesele yapmazsanız ;ortada bir önemli mesele kalmaz.

Çünkü son 1 yılda sadece gübre fiyatlarındaki artışlar %100’ü aşmışken çiftçinin şeker pancarı ekmeye devam etmesini, daha istekli olmasını bekleyemezsiniz. Geçen yıl Haziran ayında ton fiyatı 1,800 lira olan ÜRE gübresi bu yıl 4 bin 100 lirayı aşmış durumda. Artış %128. Amonyum sülfat 960 liradan 2 bin 400 liraya çıkmış. Artış %155. 20.20.0 kompoze gübre son 1 yılda %132 zamlanarak 1,680 liradan 3 bin 900 liraya çıkmış. DAP gübresinin geçen yıl ton başına 2 bin 250 lira olan fiyatı %149 artarak 5 bin 600 lira seviyelerine çıkmış durumda. Ki bu sadece gübre fiyatlarındaki artış. Mazot, işçilik, ilaçlama, sulama vd. girdileri hesaba kattığımızda bir çiftçinin ailesini geçindirmek için bu rakamın ne kadar yetersiz olduğu ortaya çıkacaktır. Bu mantık sektörü, insan sağlığına ciddi olumsuz etkileri olan NBŞ olarak bilinen Nişasta Bazlı Şeker’e yönlendirecektir. Bu durum kabul edilemez.

Maalesef yine geçtiğimiz günlerde hububat ürünlerindeki gümrük vergisi 31 Aralık tarihinde kadar sıfırlandı. Yani siz ithal edeceğiniz ürünler için herhangi bir gümrük vergisi ödemeyeceksiniz. Kendi çiftçinize ambargo gibi kotalar uygulayıp, aracıların insafına terkederken, ithalatçıya ödül gibi gümrük muafiyeti sunuyorsunuz. Bu asla doğru bir yaklaşım değildir.

Bakınız, Türkiye’nin de üyelerinden olduğu OECD Tarım İzleme Raporu’na göre tarımsal destekler 2002 yılına kadar ortalama olarak gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) %4’ünü oluştururken, 2018-2020 yılları arasında bu oran %1,4’e geriledi.[3] Düne kadar tarımda kendi kendine yeten bir ülke iken, bugün temel ürünlerde dahi ithalat yapar konuma geldik. Bu mantıkla hiçbir yere varamayız. Günden güne bitirilen tarım sektörümüz, bir an önce ciddi tarımsal kalkınma reformlarıyla, üretime teşvik eden, aracıları, ithalatçıları değil, çiftçiyi koruyan politikalarla canlandırılmalıdır.

Yine Türkiye Bankalar Birliği rakamlarına göre kullanılan kredi miktarı 2021 Haziran ayı itibarıyla, bir önceki yılın aynı ayına göre %21 artarak 4 trilyon 105 milyar lira olmuş. Bunun 3.2 trilyon lirasını ticari krediler oluştururken, vatandaşın kullandığı bireysel kredi miktarı tam 929 milyar lira. Düşünebiliyor musunuz? Neredeyse ülkenin 2021 yılı bütçesine denk. Geçen yıla göre artış %27. Bu kredileri kullanan kişi sayısı ise 34,5 milyona çıkmış Rakamlar gerçekten dehşet verici. Bu demek oluyor ki, her 2 kişiden 1’i kredi borçlusu. İktidar kredi hacmini sanki vatandaş yatırım için kredi kullanıyor havasında dillendirse de, bu durum borçlanmaya “tahvil ihracı” gibi süslü bir kelime kullanmaktan öteye gitmiyor. Zira vatandaş yatırım için değil, geçim için kredi kullanıyor.

Ülkemizde kullanımda olan 80.4 milyon kredi kartı var. Yani kart alabilen herkesin en az 1 kredi kartı var. Peki bu yılın ilk 6 ayına bakalım, bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre %12 oranında artarak 222 bin kişi oldu. Bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise 474 bin kişi oldu.

Konya’ya bakalım. Son 5 yıllık süreyi göz önüne aldığımızda 2017’de kullanılan kredi tutarı 33.3 milyar lira. 2018’de bu rakam 37.7 milyar liraya, 2019’da 40.5 milyar liraya, 2020’de ise 53.4 milyar liraya çıkmış. Haziran 2021 itibariyle ise rakam tam 68.5 milyar lira Bu rakamlara göre ekonominin nesi iyi? Nasıl büyüdük biz? BORÇLA. Yani bu şuna benziyor, ben geliyorum sizden 100 lira istiyorum, çünkü param yok. Alıyorum bu 100 lirayı, dönüp diyorum ki “benim 100 liram var”. Benim 100 liram yok ki, benim 100 lira borcum var aslında. Ama gel gelelim, iktidar aldığı borçları kasamızda para var, kullanılan kredileri de ülkede yatırım var demek suretiyle milleti yanıltıyor. Bunun adı yalandır aslında ama, yine de biz yanıltma diyelim.

Hükümet geçtiğimiz günlerde açıkladığı Orta Vadeli Plan’da 2024'te kişi başı milli geliri 11 bin 465 $ olacağını öngörüyor. Halbuki bu değer, 2013'te 12 bin $’ın üzerindeydi. 2024 için varsayılan ortalama dolar kuru ise 10 liranın üzerinde. Bir örnek 2017’de açıklanan Orta Vadeli Ekonomik Program hedeflerinde 2020’deki kişi başı milli geliri 13 bin 24 $ olarak açıklanırken, bu rakam 8 bin 599 $ olarak gerçekleşti Rakamlardan da görüldüğü üzere herhangi bir gelişme yok. Aksine günden güne kötüye bir gidiş söz konusu.