SİYASET
Giriş Tarihi : 07-09-2021 12:53   Güncelleme : 07-09-2021 12:57

Başkan Saydam : ‘’İktidarla birlikte eğitim sistemi de, zihniyeti de değişiyor’’

Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam 2021-2022 Eğitim yılı dolayısı ile açıklama yaptı

Başkan Saydam : ‘’İktidarla birlikte eğitim sistemi de, zihniyeti de değişiyor’’

Başkan Saydam Açıklamasında şu ifadelere yer verdi

Yeni bir eğitim-öğretim yılına daha başlamış bulunmaktayız. Basın toplantımız tamamen bu konu üzerine olacaktır. Bu eğitim-öğretim yılının hepimiz için, hayırlı olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Rabbim öğrencilerimize zihin açıklığı versin, başarılar diliyorum. Öğretmenlerimize, eğitim camiamıza, velilerimize de kolaylıklar diliyorum.

Parti olarak ülkemizin eğitim meselesini çok önemsiyoruz. Ülkemiz geleceği açısından hayati bir mesele olarak görüyoruz.

İktidarda olalım olmayalım bir şekilde etki edebildiğimiz, ulaşabildiğimiz kim varsa eğitim için gerekli adımları atıyor, elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.

Eğitim yılı bir çok problemi ile birlikte başlamış oldu. Zaten yıllardır problemleri bitmeyen, değişen iktidarlar elinde oyuncak edilmiş bir eğitim sistemimiz var.

Diyelim ki geçmişte koalisyonlar dönemi vardı. Durmadan iktidarlar değişiyordu. İktidarla birlikte eğitim sistemi de, zihniyeti de değişiyordu. Pe ki son 20 yıldır ne var? Tek başına bir iktidar var. Bu dönem, problemleri en aza indirilmiş bir eğitim sistemi kurulabilirdi. Ama maalesef bu dönem eğitimimiz koalisyonlar döneminden de geriye gitti.

Ülkemizi idare edenler, her meseleyi berbat ettiler. Her şey berbat oldu da! Eğitimin-öğretimin tamamen canına okudular. Mevcut idarecilerimiz 20 yıldır iktidardalar. Bir nesil tamamen, araya hiç başka iktidar girmeden, şu anki iktidarın kontrolünde yetiştiler.

Doğumundan itibaren kreşi, anaokulu, ilköğretim, ortaokul, lise, her yerde övündükleri her yere açtıkları üniversiteler, imam-hatip okulları.

iktidarın bununla alakalı hiç bir bahanesi olmamalı. İş veremediniz tamam, meslek sahibi yapamadınız ona da tamam. Haydi bunları bir kenara bırakalım en azından ahlâken eğitimli bir toplum yetiştirebilirdiniz. Ama onu da yapmadınız.

İşe maddi tarafından bakacak olursak, Ahlak ve Maneviyat tarafını bir kenara bırakalım; geldiğimiz süreçte tamamen umutsuz, bunalıma girmiş, gelecek kaygısı içerisinde hareket eden ve ülkeyi terk etmeyi düşünen bir nesil oluştu. Bu da ülkemiz geleceği açısından gerçekten endişe verici.

Değerli basın mensupları, değerli hemşerilerimiz; Eğitimin bir çok problemi var. Okulların var, öğretmenlerin var, idarecilerin var, öğrencilerin, velilerin. O kadar çok ki.

Pandemiyle birlikte problemler bir kat daha arttı. Okullarına ihtiyaçları arttı. Okul idarecisi hocalarımız bir çabanın gayretin içerisinde. Rabbim yardımcıları olsun.

Bu arada şu hususu da ifade etmekte fayda buluyoruz. Her alanda dayatılmaya çalışılan özellikle de okulların açılmasını bahane ederek eğitim camiasına dayatılan aşı ve pcr testi dayatmasını da kesinlikle doğru bulmuyoruz.

Sağlık Bakanımızın, Bilim Kurulu üyelerinin bile kesin faydasının olup olmadığını bilmedikleri, sonuçları alınmamış adına aşı dedikleri sıvının dayatılmasını doğru bulmuyoruz.

Bu konuda kesin olarak aşı olanların hastalığa yakalanmayacağı söylenmemektedir. Aşı olanların da hastalığa yakalanabileceği, sadece hastalığı hafif atlatacağı söylenmektedir. Hafif atlatacağı söyleniyor da, o da kesin değil.

Eğer bu böyle ise, yani aşı olanlar da bu hastalığa yakalanabiliyorsa, bu mantığa göre o halde aşı olanlardan da pcr testi istenmelidir. Bu yapılanlar kesinlikle doğru değildir, çözüm de olamayacaktır. Bu kadar eziyetten sonra “yanılmışız” demeleri yaptıkları en kolay şeydir.

Hem aşı hem de pcr testi dayatmasından derhal vazgeçilmelidir. Yok iyi niyetli iseniz, derdiniz üzüm yemek ise, bağcıyı dövmekle ilgili bir derdiniz yoksa illaki yapmam gerekir diyorsanız o zaman aşı gibi pcr testi de ücretsiz olmalıdır. Bu konudaki görüşümüz budur.

Değerli kardeşlerim; diğer taraftan öğretmenlerimizin problemleri var. Atanan öğretmenlerimizin bir ayrı. Sözleşmeli öğretmenlerimiz var, onların ki bir ayrı. Bir de hiç atanamayanlar var.

Öğrencilerimizin farklı farklı problemleri var. Gelecek kaygıları var. Velilerimizin problemleri var. Doğru dürüst verilemeyen bir eğitimin ekonomisi de velilerimizin canını yakmaktadır.

Birçoğu ithal gelen, sağlıksız kırtasiye ürünleri, okul kıyafetleri, okulların karşılanamayan ihtiyaçları doğrultusunda küçük görünse bile toplanan paralar, servis ücretleri, ek ders kitapları, internet giderleri gibi birçok kalem velilerimizi kara kara düşündürmektedir.

Yine bu kadar masrafın sonunda çocuğunun geleceği kaygısı da işin başka bir boyutu. Hepsi ayrı ayrı problem.

Günlerce konuşmak gerekir. Ama esas önemli olan bu kadar meşakkatin sonunda elimize bir şey geçmediğidir. Eğitimin planlanamadığıdır. Ülke ihtiyacının belirlenmediğidir. Bu basın toplantısı ile esas olarak buraya odaklanmak istiyoruz. Bu problem çözülürse, diğer problemler büyük bir oranda çözülecektir zaten.

28 Şubat sonrası 8 yıllık kesintisiz eğitim çıkarılırken ülke ayağa kalkmıştı. O gün çıkarılan yasa ile hem İmam Hatipler, haliyle bununla birlikte meslek liselerinin önü kesiliyordu. O gün sistem 5+3 şeklinde işliyordu.

Ama adına 8 yıllık kesintisiz eğitim dendiği için o gün toplumda infial uyandırmıştı. Aslında bugün de kesintisiz 12 yıllık bir eğitim var. Ama adı 4+4+4 konularak bu 4 aralıklarında öğrenci sanki kendi özgür iradesinde hareket ediyormuş algısı oluşturulmuştur.

Güya bu sistemi çıkarırken (hatırlayın) öğrencilerimiz yeteneğine, yatkınlığına, becerisine göre okullara yönlendirecekler ona göre memleketin ihtiyacı insan yetişecekti. Kimi yönlendirmişler?

Kimi yeteneğine göre ölçmüşler de ona göre meslek sahibi olmuş, ona göre iş bulmuş? İyi ki ülkemizde yaygın bir marketler zinciri var da avukatlarımız, öğretmenlerimiz, mühendislerimiz oralarda iş bulabiliyorlar.

Bu eğitim sistemi sos vermektedir. Ülkemiz adına endişe vericidir. Bir taraftan sanayici ve iş insanları nitelikli, yetişmiş, kalifiye işgücü bulamadığından yakınırken diğer tarafta diploma sahibi iş arayan (veya iş aramaktan ümidini kesmiş) yüz binlerce gencin olması, eğitimin iyi planlanmadığını göstermektedir.

Uzun vadeli bir vizyonla eğitimin planlandığı, okul kontenjanları ve puanlarının buna göre belirlendiği, gençlerin temel eğitimden sonra yeteneklerine göre yönlendirildiği, açık olan alanlara aile ve öğrencilerin tercihini sağlamak için gerekli teşviklerin yapıldığı bir eğitim sisteminde ne iş insanları kalifiye eleman aramak durumunda kalır ve ne de gençler işsizlikten yakınır.

Ülkemizde 15-34 yaş grubunda 10.925.000 genç, iş gücü içerisinde değildir. 11 milyon genç “Ne eğitimde ne istihdamda” diye tabir edilen ve son zamanlarda “ev genci” diye anılan bu gençler ne okuyor ne de çalışıyor.

Resmi rakamlara göre 797 bin üniversite mezunu işsiz gencimiz varken, 1 milyon 211 bin üniversite mezunu gencimiz de iş gücüne dahi katılamamaktadır.

Ülke nüfusumuz ve eğitimli insan sayımız gün geçtikçe artarken, bu nüfusu istihdam edecek iş imkânları ve yatırımlar o seviyede artmadığı için sürekli işsiz üreten bir ekonomik yapı meydana gelmiştir.

Öyle ki 2.303.000 işsiz ve 10.925.000 işgücü dışında olmak üzere toplam 13.228.000 gencimiz ne kendisine ne ailesine ve ne de ülkemize bir katkı sağlayamamakta, atıl vaziyette kalmaktadır.

Bu rakam birçok ülkenin toplam nüfusundan daha fazladır. Ve bu sayı her geçen gün artmakta; eğitimli, diplomalı işsizler ordusuna her yıl yeni gençlerimiz katılmak zorunda kalmaktadır.Ülke olarak kaynaklarımızı ve yatırımlarımızı; üretim-istihdam-ihracat odaklı yapmadığımız için, ekonomimiz (ne kadar büyürse büyüsün) istihdam oluşturamamaktadır. Üretim ve istihdam odaklı bir ekonomik anlayışın derhal fiiliyata geçirilmesi gerekmektedir.

Geldiğimiz son noktada iktidar betona verdikleri önem kadar insanımıza önem vermemiştir. Ülkede betona yapılan yatırım kadar, insana yapılacak yatırım düşünülmemiştir. İnsanımızın eğitimi için, onun geleceği için herhangi bir planlama, bir fizibilite yapılmamıştır.

Ülke ihtiyacı hiçbir şekilde dert edinilmemektedir. Bazen boşa giden yatırımlar yapıyorlar, bir sürü para döküp bir şeyler yapıyorlar sonra bakıyorsunuz yaptıkları yatırım plansız hesapsız yapılmış. Sonra atıl bırakılıyor. Bu boşa giden yatırımlar umurlarında da olmuyor.

İnanın insanımıza da aynı gözle bakıyorlar. Bir insan 16-17 sene emek verecek, eğitim görecek sonrasında da hiç kimseye bir faydası olamayacak. Gençlerimizin umutları yanacak. Bu kabul edilebilir bir şey değil.

 

Bu yanlıştan derhal vazgeçilmelidir. Eğitim sistemimiz üretime, istihdama katkı sağlayacak şekilde yeniden dizayn edilmelidir. Bunun için sanayicilerimizin, eğitim camiasının, üniversitelerin, siyasi partilerin görüşleri alınmalı ve geniş bir istişare sonunda bu yanlış gidişat düzeltilmelidir.

 

  1. eğitim öğretim yılımızın hayırlı olmasını diliyorum. Kazasız, belasız, sağlıklı bir yıl olmasını diliyor, siz basın mensuplarımıza da katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyorum.