S.T.K.
Giriş Tarihi : 05-08-2021 09:54   Güncelleme : 05-08-2021 09:54

“Fahri Kulu Efendi, âlim bir insandı”

• Konya’nın yetiştirdiği âlimlerden Fahri Kulu Efendi, 71. Vefat Yıldönümünde Konya Aydınlar Ocağı tarafından anıldı. Ocak başkanı Dr. Mustafa Güçlü, “Fahri Kulu Efendi, âlim, ârif ve güzel bir insandı” dedi.

“Fahri Kulu Efendi, âlim bir insandı”

Konya Aydınlar Ocağı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, bu haftaki Salı Kültür Sohbetleri’nde, Konya’nın meşhur hocalarından olan Fahri Kulu Efendi’nin hayatını anlattı.

Fahri Kulu Efendi’nin 1880’de Konya’nın Taşkent İlçesi Pirlerkondu Köyünde dünyaya geldiğini ve babasının Müderris Mehmed Efendi, annesinin de Ayşe Hanım olduğunu, bir yaşında iken annesini ve üç yaşındayken de babasını kaybederek yetim ve öksüz kaldığını söyledi.

Yetim ve öksüz çocuğa Efe Dayısı ile anneannesinin sahip çıktığını ve onların himayesinde Taşkent Rüştiyesi’ni bitirdiğini ifade eden Dr. Mustafa Güçlü, Fahri Efendi’nin İstanbul’a giderek çeşitli medreselerde okuduğunu ve sekiz on sene devam eden tahsil hayatından sonra Konya’ya dönerek Dalkıranlı Mustafa Efendi’nin kızıyla evlendiğini söyledi. İstanbul’a gitmeden evvel Sivaslı Ali Kemali Hoca’nın eğitiminden geçen Fahri Efendi’nin daha sonra Bahaüddin Efendi’nin terbiye ve eğitiminde yetiştiğini belirten Dr. Güçlü, Şeyh Muhammed Bahaeddin Hazretleri’ne intisap eden Fahri Efendi’nin şeyhinin irtihalinden sonra, vefatına kadar Nakşibendi tarikatının halifelik görevine devam ettiğini ifade etti. Islah-ı Medaris’de müdür yardımcılığı görevinde de bulunan Fahri Efendi’nin, 1924’de medreselerin kapatılmasıyla birlikte evine çekilerek Hacıveyiszade Mustafa Sabri Efendi ile sık sık görüştüklerini ve çocuklarına onu anlatırken “emminiz” diye anlattığını dile getiren Dr. Güçlü, 1928 Harf İnkılâbı ve 1932’de Dinde reform (Türkçe ezan, Kur’an okumanın yasaklanması) hareketlerinin başlamasıyla İslâmî bir eğitimin verilemediğini ve jandarma ile polis baskılarının arttığına dikkati çekti. 1934’de çıkan soyadı kanunuyla Hacı Veyiszade Efendi’nin “Kurucu”, Fahreddin Efendinin de “Kulu” soyadını aldığını belirten Güçlü, “Fahri Kulu Efendi evinde irşâda devam eden özel ve güzel bir insan. Ailesine karşı son derece düşkün, ev işlerine yardım eden, üşüyen birisini gördüğü zaman paltosunu çıkarıp veren bir insan. Muhiddin Arabi hazretlerinin eserlerine şerh düşecek kadar âlim bir insan. Meselâ 1945’li yıllarda Arif Etik hoca, manen bocaladığı bir zaman diliminde Fahri Efendi’ye, bocaladığını söylemesi üzerine evinde gerçekleşen sohbette kafasındaki bütün sorulara cevap bulduktan sonra rahatlamış bir şekilde oradan ayrıldığını bize hatırlatıyor.” dedi.

KATAR-KONYA YAKINLIĞI

DP’nin iktidar olduğu ve ezanın aslından okunmaya başlandığı senede Konya halkındaki sevinci “Demokrat Parti’nin 1950’de iktidar olması ve 16 Haziran’da da Ezan-ı Muhammediye’yi aslına çevirmesiyle bir ikindi vakti, camilerden ezanın Türkçe yerine Arapça okunması üzerine herkes evlerinin damlarına çıkar ve sevinçten hoplayıp zıplamaya başlar. Pek çok camide ezan mükerrer okunur. Bazı mescidlerde iki, bazı camilerde ise yedi defa ezan okunmuş” diye anlatan Güçlü, Fahri Kulu Efendi’nin imam hatip okullarının açılışını görmeyerek 26 Temmuz 1950’de Hakk’a yürüdüğünü ifade etti. Kabrinin de Hacı Fettah Mezarlığı’nda şeyhi Muhammed Bahaeddin Efendi’nin ayakucu tarafında olduğunu söyleyen Güçlü, “Allah rahmetiyle muamele etsin. Mekanı cennet olsun” dedi. Bir önceki şeyhi Ahmed Ziya Efendi’nin 1920’de Konya’dan Arabistan’a giderek orada “Dünya İslâm âlimler Birliği” başkanı seçildiğini ve üç sene başkanlık yaptığını, Arapçası son derece mükemmel bir âlim olduğunu söyleyen Güçlü, “Şu an Katar devletini yöneten aile, bu ailenin (Zeynel Abidin Efendi ve Ahmed Ziya Efendi) çocuklarının eğitiminden geçen ve yetişen aile. Katar Emirliği ve şehzadeleri ile çocuklarının Türkiye’ye ve bu aileye olan muhabbetleri oradan gelir. Aileler arası dostluklar hâlâ da devam etmektedir.” dedi.

Konya Aydınlar Ocağı Başkan Yardımcısı Mustafa Sinan Ümit de kısa sohbetinde, Fahri Kulu Efendi’nin şiir ve mektuplarının yer aldığı ve Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu’nun yazdığı kitaptan hatıralar nakletti.