SİYASET
Giriş Tarihi : 07-07-2021 20:13   Güncelleme : 07-07-2021 20:13

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Biz sadece 4 duvar yapmıyoruz, insanımıza yuva kazandırıyoruz'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bu ülkede insanlara yıllardır iki anahtar, yani bir ev, bir araba sözü verildi ama bu sözler tutulmadı. Biz yönetime gelirken böyle bir söz vermedik ama yaptıklarımızla bunu katbekat sağladık. Biz sadece 4 duvar yapmıyoruz, sadece betondan tuğladan ibaret binalar yapmıyoruz, biz insanımıza huzurla yaşayacağı bir yuva kazandırıyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Biz sadece 4 duvar yapmıyoruz, insanımıza yuva kazandırıyoruz'

Sincan Saraycık'ta TOKİ 1 Milyonuncu Konut Anahtar Teslim Töreni'ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOKİ'nin yaptığı eserlerden ve kentsel dönüşüm projeleri ile millet bahçelerinden bahsetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin dört bir yanında inşası tamamlanan projelerimizin bugün resmi açılışını yapıyoruz. Kentsel dönüşümden Tarım Köy'e, sosyal konutlardan deprem dönüşümü ve afet konutlarına kadar pek çok eseri hizmete açıyoruz.

Tüm bu eserlerin ülkemiz için, milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye'nin en büyük konut hamlesinin 1 milyonuncu konutunun anahtarını da bu vesile ile teslim etmekten memnuniyet duyuyorum. TOKİ projelerinden konut sahibi olan tüm vatandaşlarımızın huzurla, güvenle, esenlikle evlerinde oturmalarını temenni ediyorum” diye konuşmaya başlayarak, “ahirette iman, dünyada mekan” sözünü hatırlattı.

Erdoğan, “Ev sahibi olmaya bu derece önem veren bir milletin mensuplarıyız. Buradaki mekan dünya malının peşinden koşma değil, hayati idamenin asgari şartlarından birine kavuşma anlamındadır” şeklinde konuştu.

“Maalesef bir dönem bu hassasiyete yeteri kadar dikkat edilememiştir”

“Ecdadımız da hüküm sürdüğü her yerde imar ve inşa faaliyetini yürütmüş, zevki selim ürünü eserler ortaya koymuştur. Son devletimiz cumhuriyeti bin bir zorlukla kurduktan sonra kıt imkanlar ve sürekli artan ihtiyaçlar karşısında maalesef bir dönem bu hassasiyete yeteri kadar dikkat edilememiştir” ifadelerini kullanan Erdoğan, şehir yöneticisinin en büyük kriterinin güzelliği bilmek, güzelliğin idrakine varmak olması gerektiğinin altını çizdi.
Yıllarca Türkiye'de şehirciliğin hem bütçe, gelir, nizam, talimatname üzerinden tartışıldığını, hepsinin birden yerine getirildiği halde eserin çirkin olduğunu, şehirlerin öksüz kaldığını belirten Erdoğan, “Ben şu eserlerimize bakıyorum, mimarımızdan işçisine kadar hepsinden Allah razı olsun. Şimdi burada oturacak ve oturan tüm kardeşlerime Allah mutluluklar versin diyorum” dedi.

Özellikle köyden şehre göçün yoğunlaştığı 1950'den sonra Türkiye'nin adeta çirkin bir yapılaşmanın esiri olduğunu, şehirlerin gecekonduların kuşatması altına girdiğini kaydeden Erdoğan, “Ama şimdi ben Sincan'da bir başka yapılanma görüyorum. 1970'lerin başına geldiğimizde İstanbul ve İzmir nüfusunun yarısı, Ankara nüfusunun yüzde 60'dan fazlası gecekondularda yaşayan insanlardan oluşuyordu. Tabi burada suçlu olan başını sokacak ev derdine düşen vatandaşımız değildir.

Suçlu, gelişmeleri öngörerek gerekli ve yeterli imar düzenlemelerini yapmayan, alt yapıyı kurmayan, vatandaşımıza destek vermeyen devrin yöneticileridir. Ülkenin en temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlandığı dönemde ideal şehircilik örneklerini beklemiyor olsak da daha derli toplu ve planlı bir süreç elbette mümkündür. Şu Ankara'da hamdolsun toplu konut olarak bütün güzel eserleri biz yaptık. Avrupa'da yaklaşık 1 asır önce başlayan sosyal konut projelerinin insanı tüm ihtiyaçları ile kuşatan tüm özelliklere sahip olduğu söylenemez. Bizim ecdadımız bu meseleyi insan merkezli mahalle dokusuyla çözmüştür. Şehir nüfuslarındaki aşırı artış bir süre sonra ülkemizde de hızlı ve yaygın konut üretimini zorunlu hale getirmiştir. Sincan'daki kimi mahallelerinde önemli örneklerinden biri olduğu yapı kooperatifleri yoluyla kat edilen mesafe ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalmıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine geldiğimde bu anlayışla hemen şehrin iki yakasına iki örnek şehir kurmak için kolları sıvadık. Başbakanlık görevini devralır devralmaz da aynı seferberliği tüm ülkeye yaydık. Rahmetli Özal'ın kurduğu TOKİ'yi yeniden yapılandırarak ülkemizin konut ve kamu binası üretim merkezi haline getirdik. Ülkemizde 1964-1979 yılları arasında 250 bin binada 878 bin konut, 1980-2002 yılları arasında 1 milyon 65 bin binada 4 milyon konut, 2003'den 2019'a kadar ise 1 milyon 173 bin binada 11 milyon 320 bin konut üretilmiştir. Bu tablo da göstermektedir ki, Türkiye'nin konut sorunun çözümünde son 19 yıl kritik öneme sahiptir” ifadelerini kullandı.

“Erişilemeyen, hizmet götürülemeyen hiçbir kesim bırakmadık”

Ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiklerinde evvela hakkaniyete uygun planlama dediklerini ve istismarı durdurduklarını, alt yapısız ve ulaşımı sıkıntılı bir şehirciliğin olmayacağını söylediklerini, alt yapı, otopark ve toplu ulaşımda İstanbul'dan başlayarak 81 ile çağ atlattıklarını söyleyen Erdoğan, “Tek tip sıradanlaşmış uygulamaları kabul etmiyoruz dedik. Kentsel dönüşüm uygulamalarıyla milletimizin ihtiyaçlarını gözeten çözümler getirdik. Fiziki dönüşüm yetmez diyerek kentsel dönüşümü kültürel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla birlikte tasarlayarak yepyeni bir anlayışla ele aldık.

Benzersiz şehirler, akıllı şehirler dedik. Her şehrin kendi dokusunu öne çıkarttık. Teknolojinin imkanlarını şehrin ve milletimizin emrine verdik. Sosyal belediyeciliğe, kimsesizlerin kimsesi olma anlamını yükleyerek belediyelerin görev alanını genişlettik. Erişilemeyen, hizmet götürülemeyen hiçbir kesim bırakmadık, bırakmayacağız. Sadece başını sokacak bir çatı, kesintisiz su, elektrik, yol arayan milletimizi en ileri şehircilik hizmetlerine kavuşturduk.

Zamanın ruhu anlayışıyla insanımızın her alanda hayat kalitesinin yükseltilmesi talebini karşılamanın gayreti içinde olduk. Bugün de milletimiz yatay şehirleşme istiyor, değer üreten, medeniyetimizi yaşatan, çevreye saygılı şehirler, şeffaf şehir yönetimi istiyor, şehri belediye başkanı ile birlikte yönetmek istiyor. Bu ihtiyaçlardan hareketle TOKİ geçtiğimiz 19 yılda 81 ilimizin, 922 ilçemizin tamamında şantiye kurmuş, konut ve kamu binası inşa etmiştir.

Bugüne kadar TOKİ vasıtasıyla 1 milyon 100 bin konut, işyeri, stadyum, hastane, okul, öğrenci yurdu, cami, kamu binalarından oluşan 24 binin üzerinde tesisi ülkemize kazandırdık. Bir başka ifade ile 5 milyon vatandaşımızı sıcak bir yuvaya, milyonlarca insanımızı güvenle çalışacakları, eğitim görecekleri, spor yapacakları, ibadet yapacakları eserlere kavuşturduk. Burada 1 milyonuncu konutumuzun anahtar teslimini yapacağız” dedi.

“Sosyal devlet anlayışı işte budur”

Kimilerinin tutarsız eleştirilerle kara çalmaya çalışmasına rağmen TOKİ vasıtasıyla dünyada kimsenin başaramadığını başardıklarını belirten Erdoğan, “Yaklaşık 200 milyar liralık yatırım ile her kesimden insanımızı, şehit ve gazi ailelerimizi, engelli kardeşlerimizi ev sahibi yaptık. Birilerinin dilinden düşürmediği, ancak hiçbir zaman başarmayı hayal bile edemeyecekleri sosyal devlet anlayışı işte budur. Elde edilen bu netice büyük bir başarı olmasının yanında milletimizin devletine olan itimadının da en güzel ispatıdır. Bu kapsamda son olarak 100 bin sosyal konut kampanyasını başlattık.

Yatay mimari esasla, mahalli kültürünü yansıtan bir anlayışla yürüttüğümüz bu kampanyada şuana kadar 12 bin sosyal konutun yapımını tamamladık. Halen 76 bin sosyal konutun inşasına devam ediyoruz. Kentsel dönüşüm, konut politikalarımızın bir diğer önemli başlığıdır. Geçtiğimiz 9 yılda ülkemizde kentsel dönüşüm projeleri ile 2,5 milyon konutun dönüşümünü tamamladık.

Geçtiğimiz yıl 80 bin konutu dönüştürdük. Hali hazırda 300 bin konutun dönüşümü de sürüyor. Kentsel dönüşüm amacıyla 61 ilde yürütülen 122 projede yatırım maliyeti, bu rakama dikkat edelim, 30 milyar lira olan 258 bin konut için kolları sıvadık. Bunların 10 binini teslim ettik, 63 bininin yapımı sürüyor. Diğerleri de proje aşamasında. Yine TOKİ vasıtasıyla 44 ilimizdeki 79 tarihi kent merkezini yeniliyoruz. 30'dan fazla sanayi alanımızı, şehir dışında inşa ettiğimiz modern ve geniş alanlara taşıyoruz.

Tüm il merkezlerimize şehir otoparkları yapıyoruz, Tarım Köy projeleri kapsamında 45 ayrı projede 7 bin konutun yapımı tamamladık. İllerimizin tamamında köy evlerimizin inşaatları devam ediyor. Tarihinin en büyük deprem dönüşümünü yürüttüğümüz Elazığ'da, Malatya ile birlikte 26 bin konutun üretimine başladık. Bunların 14 bin 341'ini teslim ettik. İzmir'de yapmakta olduğumuz 5 bin konutun teslimlerini yakında başlatıyoruz. Türkiye genelinde bitirdiğimiz afet konutu sayısı da 70 bindir” diye konuştu.

“Şimdi önümüzde iki hedef var”

Millet bahçeleri projesi ile 81 ilde 81 milyon metrekare alanı Türkiye'ye kazandırmak üzere yola çıktıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1 ay önce 5 Haziran Dünya Çere Günü'nde hizmete açtığımız 10 tane ile birlikte 76 millet bahçemizi tamamlamış olduk. Halen 264 millet bahçesi ile ilgili çalışmalarımız çeşitli aşamalarda devam ediyor. Bu millet bahçelerinden 200'ünü TOKİ, 4'ünü de Emlak Konut eliyle yapıyoruz.

Amacımız, bu projelerle Selçuklu'dan Osmanlı'ya, Osmanlı'dan cumhuriyete şehircilik anlayışımızın tacı olan bahçe kültürünü yeniden ihya etmektir. İnsanı merkeze alan, medeniyetimizin bize yüklediği bir sorumluluğu bir hakkı yerine getirmek için çalışmayı sürdüreceğiz.

Türkiye'nin dört bir yanında devlete ait en değerli alanları herhangi bir rant kaygısı gütmeksizin vatandaşlarımızın emrine veriyoruz. Bundan 25 yıl öncesine kadar şehirlerimizin en güzel alanlarının, belediyelerin sosyal tesislerinin milletimize kapatıldığını hatırlarsak millet bahçelerimizin önemi daha iyi ortaya çıkacaktır. Şimdi önümüzde iki hedef var; bir, kentsel dönüşüm kapsamında acilen dönüştürülmesi gereken 1,5 milyon konutun 300 binini Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız kendi eliyle yapmaktadır.

İki, 2023 yılına kadar 81 ilimizde 340 millet bahçemizi tamamlayıp milletimizin hizmetine sunmaktır. İnşallah her iki hedefimize de ulaşarak milletimize verdiğimiz sözü yerine getireceğiz” şeklinde konuştu.

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Dönemimizde milletimizi sadece konut sahibi yapmakla kalmadık, bina ve konut niteliklerini de fevkalade yükselttik. Günümüzde artık binalar çok daha geniş, ferah, işlevsel ortak alanlara sahip. Konutların içindeki standartlar da 20-30 yıl öncesine göre oldukça ileri seviyededir.

Doğal gazdan internete kadar pek çok imkanla donanan evlerimiz eskisine göre içinde yaşayanlara çok daha fazla hizmet sunmakta, hayatı çok daha kolaylaştırmaktadır. Biz sadece 4 duvar yapmıyoruz, sadece betondan tuğladan ibaret binalar yapmıyoruz, biz insanımıza huzurla yaşayacağı bir yuva kazandırıyoruz. Yaptığımız her konutla mutlu aileler, sağlıklı bireyler ve dolayısıyla huzurlu toplum hedefimize ilerliyoruz. Piyasa şartlarıyla konut almayacak olan vatandaşlarımıza ev sahibi olma imkanı sağlıyoruz.

Evlatlarımızın sağlıklı, tabiatla iç içe ve güvenli yerleşim alanlarında büyümesini istiyoruz. Bunun için konut projelerimizi camisi, meydanı, okulu, çarşısı, yeşil alanı, bina cepheleri ve diğer özellikleri ile geleneksel mahalli kültürümüzü yaşatacak şekilde yapıyoruz. Yaptığımız her binayı bulunduğu şehrin iklimine, kültürüne, topografyasına ve coğrafi özelliklerine göre projelendiriyoruz. Böylece her projede şehirlerimizi estetiği ile silueti ile tarihi dokusu ve kültürel alanları ile yaşayan mekanlar haline getirerek geçmişle geleceği buluşturuyoruz.

Milletimizin her şeyin en iyisine layık olduğuna yürükten inanıyoruz. Bu ülkede insanlara yıllardır iki anahtar, yani bir ev, bir araba sözü verildi ama bu sözler tutulmadı. Biz yönetime gelirken böyle bir söz vermedik ama yaptıklarımızla bunu katbekat sağladık. İnşallah bundan sonra da aynı anlayışla milletimize hizmet etmeyi sürdüreceğiz. Hani Ziya Paşa'nın bir sözü var ya, ‘eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.' İşte buyurun eserler. Biz eserlerimizle konuşuyoruz. Bu hizmetlerin devamı için 2023 seçimleri kritik öneme sahip. Sizlerden şimdiden 2023 için çalışmaya başlamanızı istiyorum.”