S.T.K.
Giriş Tarihi : 17-06-2021 13:40   Güncelleme : 17-06-2021 13:40

Yiğit; “Bu eğitim döneminde eğitimde, kapanması zor yaralar açılmıştır”

Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Özgür Ulaş Yiğit, 2020-2021 eğitim-öğretim dönemini değerlendirerek bu eğitim döneminin, eğitimde kapanması zor yaralar açtığını söyledi.

Yiğit; “Bu eğitim döneminde eğitimde, kapanması zor yaralar açılmıştır”

Eğitim dönemini değerlendiren Eğitim –İş Konya Şube Başkanı Özgür Ulaş Yiğit,Sonuna geldiğimiz 2020-2021 Eğitim-Öğretim Dönemi, ne yazık ki unutulmayacak yanlışlara, acılara sahne olmuştur. Dönemin başında pandemi nedeniyle okulları kapatan ve uzaktan eğitime geçen Milli Eğitim Bakanlığı, dünya yıldızı olarak tarif ettiği EBA sistemini eline yüzüne bulaştırmıştır. EBA-TV aynı hanede farklı sınıflarda çocuklar bulunup tek televizyon olduğu, televizyonu dahi olmayan hanelerin bulunduğu gerçeği görmezden gelinerek göstermelik hazırlanmış bir sistem olarak eğitim rezaletleri arasında yerini almıştır. Üniversiteye hazırlandığı halde lise öğrencilerinin yaklaşık yüzde 20'sinin EBA’dan hiç faydalanmamış olması bile rezaleti tek başına gözler önüne sermektedir.

Uzaktan eğitim garabeti birçok öğrencinin eğitimden kopmasına neden olmuştur. Bizzat

MEB'in yayımladığı 2020 Küresel Salgın Döneminde Uzaktan Eğitim İzleme ve Değerlendirme Raporu’nu göre, derslere katılamayan öğrencilerin toplamı yüzde 13 olarak ifade edilmiştir. Söz konusu araştırma, öğrencilerin yüzde 24'ünün (yani 3,5 milyonu aşkın öğrencinin) derslere ya katılamadığı ya da imkânsızlıklar nedeniyle düzenli katılım sağlayamadığının itirafı niteliğindedir. Sendikamızın üyelerine sorarak yaptığı araştırmaya göre ise, hemen her kademe sınıfta eğitimde öğrenci açısından en az 5'te 1 oranında kayıp yaşanmıştır” dedi.

 

Öğretmenlerin aşılanması tamamlanmadan yüz yüze eğitim başlamamalıdır

 

Özgür Ulaş Yiğit öğretmenlerin aşılanması tamamlanmadan yüz yüze eğitim başlamaması gerektiğine dikkat çekerek, “Eğitimin öğretmenler aşılanmadan yüz yüze yapılmasının yanlış olduğunu defaten bas bas bağırmamıza rağmen, aksi uygulamalar neticesinde 50'yi aşkın meslektaşımız bu düşüncesiz tutum nedeniyle hayatını kaybetmiştir. MEB'in kendi verilerine göre bile 100 binden fazla öğretmen açığı varken, bu dönemde sadece 20 bin öğretmen atanmış ve onlarda "sözleşmeli" olarak işe başlayabilmiştir. Ataması yapılmayan öğretmen sayısı bu eğitim döneminde daha da artmış ve ne yazık ki 700 bini aşmıştır. Özetle bu eğitim dönemi, eğitimi inşaat ve turizm sektörlerinden bile daha önemsiz gören bir anlayış sergilenmiştir. Eğitim-İş'in kurulduğu günden bu yana savunduğu "laik, parasız, bilimsel, adil, kamusal eğitim" şiarının ne kadar hayati olduğunu toplumun büyük bir kesimi tarafından daha anlaşılır kılmıştır. Dolayısıyla bu karanlık tablo "nasıl olmayacağını" göstermesi açısından önemli, "ne yapılması gerektiğini" işaret etmesi açısından kıymetlidir. Mücadelemiz, bir daha böyle karanlık eğitim dönemleri yaşanmasın, hiçbir öğrencinin boynu garibanca bir mahcubiyetle bükülmesin, hiçbir meslektaşımız kendini yalnız ve değersiz hissetmesin diyedir. Ve bunlar sağlanana kadar mücadelemiz inatla sürecektir” diye konuştu.