S.T.K.
Giriş Tarihi : 03-06-2021 17:32   Güncelleme : 03-06-2021 17:32

Dr. Mustafa Güçlü, “Arap isyanı değil, Şerif Hüseyin isyanı”

• Salı Kültür Sohbetleri’nde Arap İsyanının İçyüzü’nü anlatan Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, “Şerif Hüseyin liderliğindeki isyana Arapların yüzde 10’u destek veriyor. Yüzde 90’ı Osmanlı’yı destekliyor” dedi.

Dr. Mustafa Güçlü, “Arap isyanı değil, Şerif Hüseyin isyanı”

Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, bu haftaki Salı Kültür Sohbetleri’nde, Arap İsyanının İçyüzü’nü anlattı.

Tarihe “Arap İsyanı” olarak geçen Şerif Hüseyin İsyanı’nı Türk-Arap ilişkileri, İslâm dünyasında Selefilik ve Vahhabilik çerçevesinde ele alan Dr. Mustafa Güçlü, insanın tarifini yaptıktan sonra imtihan yeri olarak dünyaya “Allah’a kulluk” yapması için gönderilen insanoğlunda hem suflî, hem erdemli duyguları içinde barındırdığını belirterek “İnsan son nefesine kadar suflî ve erdemli duyguları arasında, imanı ile nefsi arasında med-ceziri hayatının her safhasında yaşar. Ayrıca her insanın mayası, karakteri ve cibilliyeti bir değildir. Fıtratı değişiktir. Fıtrat farklılığı da olaylara bakış, davranış ve eylem farklılığını getirir. İnsanın zaafları arasında da Sokrat’ın “şehvet, servet, devlet” dediği ve Konyalıların “kasa, masa, nisa” diye tanımladığı en mühim üç zaaf vardır. Bu kıyâmete kadar sürecek evrensel bir zaaftır.” dedi.

İslâm dünyasında Allah, Kur’an ve Peygamber merkezli yönetim anlayışının, Hz. Peygamberin vefatıyla halife dönemlerinin başladığını ve diyalog, hoşgörü, istişare ve şura ile karşılaşılan siyasî ve itikâdî problemlerin çözüme kavuşturulduğunu dile getiren Dr. Güçlü, İslâm âleminde ilk muhalefetin Hz. Osman’ın hatalarına yönelik siyasi bir tepki olarak ortaya çıktığını söyledi. Hz. Ali döneminde de ‘tekfirci’ bir grubun ortaya çıktığını ve siyasi olan bu haricilerin siyasi ayrılığın itikada dönüştüğünü sözlerine ekleyen Güçlü, ümmetin de “Ali taraftarları”, “Muaviye taraftarları” ve “Hariciler” olarak üç başa ayrıldığını ifade ederek İslâm tarihinde Emeviler, Abbasiler dönemindeki siyasî, iktisadî, itikâdî hadisler ile mezheplerin doğuşunu özetledi.

 

“Arap isyanı değil, Şerif Hüseyin isyanı”

İlk Müslüman Türk devletinin Oğuz Türklerinden Ahmed bin Tolun’un kurduğu Tolunoğulları Devleti ile başkenti Kahire olan ve 1250’de kurulan Devlet-i Türkiye, Selçuklular ve Osmanlılar dönemini anlatan Güçlü, Osmanlı Devleti’ni parçalamak için Batı tarafından yüzlerce projenin devreye sokulduğu planlardan birisinin de İngilizler tarafından devreye sokulan ve tarihte “Arap isyanı” olarak bilinen Şerif Hüseyin isyanı olduğunu söyledi. İngilizlerin ilk el attıkları ismin 1703 Necip’te doğan Muhammed bin Abdullah adlı kişi olduğunu, vahhabiler ile suudluların işbirliğinin ise 1720’lerde başladığını ifade eden Güçlü, İslâm büyüklerinin türbe ve kabirlerinin bunlar tarafından yıkıldığını belirterek şunları söyledi: Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa, Hicaz’da patlak veren Vahhabi Suud isyanını bastırmak için Tosun Paşa’yı görevlendiriyor. 1818’de isyanı bastıran Tosun Paşa, elebaşını yakalıyor, İstanbul’a gönderiyor. II. Mahmut yargılatıyor ve Sultan Ahmed Meydanı’nda idam ediliyor. İşte Suud devletinin Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığının temeli, 1818 dedelerinin asılmasından beri var. İstanbul doğumlu olan Şerif Hüseyin, Abdülhamid döneminde misafir olarak tutuluyordu. Abdülhamid darbeyle devrilip İttihat Terakki başa geçince, Şerif Hüseyin Hicaz’a emir olarak gönderildi. İngilizler ise Müslümanların elinden Kur’an’ı alıp, Hilafeti kaldırtmak ve Filistin’de bir Yahudi devleti kurdurmak planını devreye sokmak için casusları vasıtasıyla Arapları, I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı’ya karşı isyana teşvik etmek için planlarını devreye soktu. 5 Haziran 1916’da başlayan Şerif Hüseyin liderliğindeki isyana Arapların yüzde 10’u destek veriyor. Yüzde 90’ı Osmanlı’yı destekliyor. Tarihte “Arap İsyanı” olarak bilinen bu isyana vahhabi ve Suud aşiretleri ile Şerif Hüseyin yanlıları katılıyor. Filistin Cephesi bozgunu iyi incelenmesi gerekiyor. Savaşı bitiren de bu cephe olmuştu. Şerif Hüseyin Arabistan Kralı olunca Ürdün’ü oğlu Abdullah’a ve Irak’ı da oğlu Faysal’ı emir yaptı. İngilizler, sonradan Şerif Hüseyin’i devirmek için Suudi aşiretiyle anlaşıyor ve Şerif Hüseyin’i deviriyor. Şerif Hüseyin önce Kıbrıs’a ve daha sonra oğlu Abdullah’ın yanına Ürdün’e sığınıyor. İngilizler ise, Arabistan krallığını Suud aşiretine, Filistin’de kurulacak Yahudi devletinin kuruluşuna ses çıkarılmayacak, biz ne dersek o olacak şartlarını kabul ettirerek veriyor.”