S.T.K.
Giriş Tarihi : 10-09-2020 11:50   Güncelleme : 10-09-2020 11:50

Dr. Mustafa Güçlü, “Hacı haki Efendi âlim ve zâhid bir hocaydı”

Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbetleri’nde Türkistan Mücahidi Hacı Ahmet Haki İzler’i anlatan Dr. Mustafa Güçlü, “Hacı haki Efendi âlim ve zâhid bir hocaydı” dedi.

Dr. Mustafa Güçlü, “Hacı haki Efendi âlim ve zâhid bir hocaydı”

Konya Aydınlar Ocağı’nın Selçuklu Salı Sohbetleri’nde, Hak-Bâtıl Mücadelesi’nin 18.bölümünde Türkistan Mücahidi Hacı Ahmet Haki İzler’i anlatan Dr. Mustafa Güçlü, “Türkistan Mücahidi Hacı Ahmet Haki İzler 1942 – 1975 arasında Hakk’a yürüyene kadar Konya’da yaşadı. 6 Eylül 1975’de vefat etti. Vefatının 45. Yıldönümünde rahmetle anıyoruz. Bir adamı anlayabilmek için dönemini, şartlarını, yaşadığı ortamı iyi bilmek lâzım.” dedi.

“DEĞİL NAMERDE, MERDE BİLE MUHTAÇ ETME”

Şair Haki Efendi’nin Kıbrıs gezisinde kaldığı Lefkoşa Mevlevîhanesi’nin Derviş hücresinde bir duvarda yazılı beyiti de okuyan Dr. Mustafa Güçlü, Haki Efendi’nin bir göz odalı evinin kapısında yazılı Farsça şu beyiti okudu: “Her ne etsen de beni namerde muhtaç etme.” Benim de duam şu: Yâ Rabbi! Beni değil namerde, merde bile muhtaç etme. Sağ gözümü sol gözüme muhtaç etme.”

HAKİ HOCA HASTANELİK OLUNCAYA KADAR NASIL DAYAK YEDİ

Dr. Güçlü, Haki Efendi’nin nasıl dayak yediği olayı da şöyle anlattı: “Haki Efendi bir gün sarığı ile cübbesini çıkarmadan tuvalete girmiş. Ham-Kaba-Softa bir grup hocayı tuvaletten çıkar çıkmaz bir güzel haşlamışlar. Birkaç kaburgasını kırmışlar. Hocayı hastanelik etmişler. Haki Efendi hastaneden çıkmış evinde odasında istirahat ederken aynı adamlar, geçmiş olsun ziyaretine gelmişler. Haki Efendi, onlara “beni niye dövdünüz? Suçum neydi?” demiş. Sen suçunu bilmiyor musun demişler. Cübbe ve sarıkla nasıl tuvalete girersin…

Hoca durumu anlamış. Namaz kıldığınıza göre sureleri de ezbere biliyorsunuzdur. Ne ezberi hocam hepimiz hafızız demişler. Demek ki Kur’an’ı kafanıza ve kalbinize nakşetmişsiniz. Maşallah! Peki, siz tuvalete girerken, kafanızı ve kalbinizi dışarıda bırakıp da mı giriyorsunuz.”

TAHİR BÜYÜKKÖRÜKÇÜ’YE FARSÇA ÖĞRETTİ

Buhara bizim Türkistan’ın kültür başkenti olan bir coğrafya. Ahmet Haki 1887’de Buhara’nın Örentepe Köyünde dünyaya geldi. Kendini dini ilimlerde iyi yetiştiren Ahmet Haki, Kur’an-ı Kerim’i Rusçaya çevirecek ve Ortodoks papazlara dini tartışmalarda onlara cevap verecek kadar Rusça’ya hakimdir. Türkistan’ın bağımsızlık savaşlarında bulundu. Basmacılar hareketinde bulundu ve burada pek çok yakınını kaybetti. Türkistan’ın Çin hükümeti tarafından işgali üzerine uzun yolculuklardan sonra Konya’ya gelip yerleşti. Arap ve Fars edebiyatıyla birlikte Türkçenin bütün lehçelerine vakıftı. Şair olan Ahmet Haki Efendi, Tahir Büyükkörükçü (1925-2011) gibi birçok kişiye farsça öğretti. Hafızası çok kuvvetli ve sağlamdı. Konya’nın Köprübaşı Mahallesinde Cevizaltı’nda Müftü Abdullah Vahdi Efendi’nin mescidinin meşrutasında ve Ovalıoğlu’nda oturan Ahmet Haki Efendi 6 Eylül 1975 yılında Konya’da vefat etti. Kabri, Üçler Mezarlığı’nda Hacı Veyiszade Mustafa Efendi’nin kabrinin güney doğusundadır.

Mezar taşında şunlar yazılıdır:

“Na-ümid değilim afv-ü mağfiretinden Mevla, zira ki bire iki demedim asla, Türkistan muhacirlerinden Hacı Haki İzler, Ruhuna Fatiha D. 1887 / Ö. 6.9.1975”

Memleket Tv.’den dijital ortamda canlı yayınlanan sohbetten sonra Kitap Kurdu Mustafa Sinan Ümit, Dr. Mustafa Güçlü’ye günün hatırası olarak “Akademik Sayfalar’da çıkan “Vefatının 45. Sene-i Devriyesinde rahmetle anıyoruz” adlı özel sayının levhasını takdim etti.