SİYASET
Giriş Tarihi : 10-08-2020 13:44   Güncelleme : 10-08-2020 13:44

Konya'da DEVA Partisi Tanıtıldı

Değerli Basın Mensuplarımız; birlikte ev sahibi olduğumuz çok değerli İl Yönetim Kurulu üyelerimiz; Hepinizi şahsım ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Yönetim Kurulumuz adına en derin saygılarımla selamlıyorum. İl Yönetim Kurulu Üyelerimizi sizler aracılığıyla kamuoyuna tanıtma toplantımıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz…

Konya'da DEVA Partisi Tanıtıldı

 

 

 Açılış KOnuşmasında  Hz.Mevlana'nın Sözü iel  Başlayan DEVA Partisi Konya İl Başkanı Seyit Karaca 

Benim bunda kararım yok, ben bunda gitmeğe geldim,
Bezirgânem metaım çok, alana satmağa geldim


Ben gelmedim dâvî içün, benim işim sevi içün
Dost’un evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim.

 

Resim önizlemesi

Sözlerimin başında, bu güzel memleketin bir ferdi olarak Konya’nın güzelliğini derin izlerle bezeyen manevi büyüklerimize, ülkemizin inşâsı için gayret gösterenlere, bu ülke için savaşlarda ve ülke müdafaasında, son örneğini 15 Temmuz 2016’da tüm dünyaya göstererek, canlarını hiçe sayan şehitlerimize ve gazilerimize rahmet, saygı ve minnetlerimizi sunuyorum.

 

Değerli dostlar;

11 Mart 2020 günü, tarih sayfalarında ilimiz ve ülkemiz için 2 önemli olay ile anılacak şekilde yerini aldı.

İlkinin şu anda dünyanın da muzdarip olduğu salgın hastalıkla ilgili ülkemizde tespit edilen ilk vakanın açıklandığı gün olması,

Diğerinin ise Türkiye’de Sayın Genel Başkan Sn.Ali Babacan’ın liderliğinde Demokrasi ve Atılım Partisi’nin (DEVA) tanıtım programının yapıldığı gün olması…

Bu olayların her ikisi de önemini korumaya devam ediyor. Bugün sizlere, öncelikli olarak partimizin ülke geneli ve ilimiz özelinde yaptıkları ile ilgili kısa bilgilendirme sonrasında ilimize dair bazı konuları paylaşmak istiyorum.

Ülke geneli teşkilatlanma çalışmalarında hepinizin yakından takip ettiği gibi ilk görevlendirilen il kurucu heyeti olduk. Bu da Sayın Genel Başkanımız ve teşkilatımızın ilimize verdiği önemin en önemli göstergesidir. 23 Haziran tarihinde yapılan görevlendirme esnasında Sayın Genel Başkanımızın “Hz.Mevlana’nın dünya görüşünün en temel hareket noktamız olacağını ve Konya’dan dünyaya yayılan bu ilkelerin yeniden ülkemiz ve dünyaya tanıtılması misyonu ile hareket etmemiz gerektiği” hatırlatmaları kulağımıza küpe olmuştur. İlimize bu önemi veren Genel Başkanımıza ve Genel Merkez yönetimimize sizlerin huzurunda bir kez daha teşekkür ediyorum.

Şu ana kadar 70’e yakın ilde, il başkanı görevlendirmeleri sonrasında kurucu il başkanları ve heyetlerinin çalışmaları neticesinde il yönetimleri kurulmuş, müteakiben 280 ilçe yönetimi kuruluşu tamamlanmıştır. Bizler de il teşkilatı listemizin onaylanması sonrasında kurmuş olduğumuz komisyonlar aracılığıyla ilçe teşkilatlanma çalışmalarını başlatmış bulunmaktayız. Bugün itibarıyla sahada 11 komisyonumuzun yaptığı çalışmaları da değerlendirip ilçe teşkilatlanmaları için karar vereceğiz.

Çalışmalarımızda öncelikle ilde, Genel başkanımızın ve teşkilatlanma başkanlığımızın bildirdiği prensipler doğrultusunda, “iyi insanlardan” oluşan ekipler kurmaya gayret ettik. İyi insan kavramı elbette çok yönlü ve içi dolu olması gereken bir kavram. İyi insan toplum içinde her özelliği ile “iyi” olarak temayüz etmiş insandır. Biz dep çalışmalarımızda bu ilkeyi esas almaya gayret ettik. Genel Başkan şahsında tanzim edilen online mecraya daha partinin adı bile belli değilken çalışma dileklerini ileten 1500’e yakın arkadaşımızı dinleyerek ve toplum katmanlarımızın tümünü temsil eden meslek ve yaş gruplarından oluşturduğumuz arkadaşlarımızla Konya’mıza ve ülkemize hizmet için yola çıktık. Aynı zamanda bu arkadaşlarımız, toplum sosyolojisi açısından da tam bir mozaik oluşturmaktadır. Birazdan kendilerini detaylı bir şekilde tanıyacağız.

İlk olarak szleri misafir ettiğimiz bu ortamın hazırlanmasında başlangıçtan beri daha yoğun emeği geçen yönetim kurulu üyelerimiz Tuğba Tuncer Atar, Sefa Coşkun, Ahmet Elden ve Muhittin Koraş ile tüm yönetim kurulu üyelerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum

Değerli dostlar;

Resim önizlemesi

 

Siyasette DEVA ile değiştireceklerimiz var.

İlk değiştireceğimiz husus “siyasetteki üslup’tur.” Anlaşabilmenin ve anlatabilmenin yolu konuşabilmektir. Tane tane ve mugalata yapmadan, bağırıp çağırmadan ve sadece sloganlaştırmadan… Genel başkanımız ve kurucularımızın önemli bir kısmı, bu hasletleriyle bilinen isimler ve bu konuda bizim de en önemli örneklerimiz.

İkincisi insanımızın en önemli gündemi ne ise onu önceleyen bir siyaset izlemek;

Partimizin kuruluş amaçlarını Genel Başkan defalarca anlattı. Burada da hızlıca değinmek gerekirse, birincisi ülkenin yönetim sisteminden kaynaklanan, beraberinde sistemsizliği getiren yönetim anlayışıdır. İstişareden uzak bu yönetim şeklinde, karar alıcılarda bulunması gereken liyâkatın yerini sadece sadakat almıştır.

Bugün ülkenin neresinde olursa olsun, gündemin ilk sıralarında ekonomi geliyor. Ekonomimiz bilimin gerekleri ile değil, günü kurtarmaya dönük ani kararlarla idare edilmeye çalışılmaktadır. Genel ekonomik parametrelerin neredeyse hepsi, ülke ekonomimiz açısından olumsuz yönde gelişiyor. Kur riski, ekonomimizin en hassas olduğu konu iken, kurdaki özellikle yukarı yönlü oynaklıklar üretimden ihracata her alanda sanayi ve ticaretimizi olumsuz etkiliyor. Kurdaki oynaklıklar konusunda da dünya ile negatif ayrışmamız, sorunların önemli bir kısmının ülkemize has yapısal sorunlar başta olmak üzere bize özgü sorunlar olduğunu gösteriyor.

Dünya ile entegre olmuş ekonomimizin dış politika yönetimi ile de doğrudan ilişkisini kimse inkâr edemez. Dış politika da hamasetle idare edilemez. Hamaset sadece ülkemizi yalnızlaştırır ve başlangıçta belirlenen hedefler arasında olan Avrupa Birliği normlarına standartlarımızı yükseltmek hedefinden bizi uzaklaştırır.  

Bir başka konu gençlerimizin yaşadığı sorunlarla ilgilenmek;

Bu başlıkta en önemli iki sorun işsizlik ve eğitim.

Eğitimini tamamlamış genç beyaz yakalı kardeşlerimizin en önemli sorunu iş bulamamak ve geleceğini planlayamamak. Son zamanlarda sık duymaya başladığımız ve icranın başındaki en yetkili ağızlarca söylenen “devlet her üniversite mezununa iş bulmak zorunda değil” söylemini kısa bir süre için doğru olarak kabul edelim ama o zaman da gençlerimizi girişimci yapacak veya ara eleman olarak daha kolay iş bulacak nitelikte eğitim, yatırım ortamını da her yönden sağlamak zorundayız.

Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızın her türlü gelişimine ve eğitimine dair neler gerekiyorsa üzerimize düşeni yapacağız. Bu kapsamda, ana okulundan üniversiteye her kademe titizlikle ele alınacaktır.

Bir diğer önem vereceğimiz konu;

Tarımsal üretimi çok ve çeşitli olan bir iliz. Yıllardır da “ülkenin buğday ambarı” olarak biliniriz. Bu geçmişimiz sayesinde hububat ve hububata dayalı bir sanayi ile eş zamanlı gelişen gıda sanayi yapımız var. Ama göreve geldiğimiz şu kısa sürede, ilimiz çiftçileriyle yaptığımız sohbetlerde, çiftçilerimizin dile getirdiği sorunlar, “ülkemizin neden buğday ithal eder” konumda olduğunu bizlere gösterdi. Yüzlerce dönüm tarlasıyla üretim yaptığını ifade eden çiftçimizin 10 yıldır buğday ekmediğini belirtmesi bizi son derece üzdü. Yine artan girdi maliyetlerini karşılamadığı gerekçesiyle 7 yıldır hububat yerine başka tarımsal ürünlere yöneldiğini ifade eden başka bir çiftçimizle bir kez daha üzüldük.

Ticaret ve sanayi hayatımızdaki sorunlar başka bir konumuz;

Resim önizlemesi

 

Kıdemli Bedesten esnaflarının sohbetlerinde, “müşteri para ödemek için elini cebine attığında saman çöpü düşerse ticaret daha verimli olur” diye, harmanı kaldıran çiftçinin ticaret piyasasını hareketlendirdiği söylemi ilimizin karakteristik özelliğidir. İnşaallah bugünlerde hasadını yapan çiftçimiz düğün dernek ve diğer ihtiyaçlarıyla tüccar ve esnafımızın yüzünü güldürür. Ancak bu kesimin en önemli sorunu “sattığı malı daha önce aldığı fiyattan yerine koyamamaktır.” Bunun da sebebi başlangıçta zikrettiğimiz ticaret hayatına etki eden ana ekonomik parametreler olan kurlar, altın fiyatları ve bunların yansıması ile oluşan tüm girdi fiyatları, üzerinde durmamız gereken ana konulardır. Zira bu konular, artık sadece ayın belli dönemlerinde rakamlar üzerinden yapılan istatistik değerlendirmeler ve bunların yorumları ile yönetilemeyecek kadar ağırlaşmıştır.

Yapısal birçok sorun konusunda adımlar atarak en başta adalet ve güveni hızla yeniden tesis edip ancak bu şekilde ülkemizi yeniden hak ettiği yere getirebiliriz. Önemli bir kısmı yabancı yatırım ile ve yurt dışı kaynakla finanse edilmek zorunda olan ülkemiz ekonomisi, daha ucuz finans kaynaklarına ve doğrudan yabancı yatırım sermayesine ancak bu şekilde ulaşabilir.

Hayatımızı en fazla etkileyen salgın hastalık ve bu hastalıkla mücadeleye ne zaman gelecek acaba diye merak ettiğinizi biliyorum. Bu hususta daha önce yaptığım görevler esnasında izlediğimiz tarz ve yöntem hepinizin malumudur. Hiçbir zaman halkımızı paniğe sevk edecek ve umutsuzluğu artıracak söylem tarzımız olmadı. Tam tersine, söylenmesi gerekenleri ilgili mecralarda Bakanımız dahil olmak üzere tüm sağlık bürokratlarına ve İl Pandemi Kurulunda muhataplara ilettik. Tutanaklara geçmiş konuşmalarımız bunun delilidir. Açıklanırsa şimdi, açıklanmazsa gelecekte, bir vesika olarak tarihteki yerini alacaktır.

İlk başta şunu belirteyim;

Bu hastalık uzunca bir süre gündemimizi işgal etmeye devam edecek. Gündemimizden çıkması için, aşının tüm toplum kesimlerine uygulanabilecek şekilde bulunması ve geliştirilmesi veya herkesin bu hastalığa yakalanıp geçirmesi gerekiyor. Şayet vefat etmezse hastalığı geçirenlerin tam bağışıklandığı konusu da halen tartışmalıdır. Aşı konusunda bazı gelişmelerin olduğu belirtilse de insan üzerinde kullanım aşamasının sonuçları bakalım bizlere ne gösterecek. Durum böyle olunca geriye tek seçenek kalıyor o da hastalığa yakalanmamak. Bu seçenek için de tavsiye edilen üçleme maske, mesafe, temizlik…

Haziran ayı başına kadar bulaşıcılığı önleme konusunda aldığımız tedbirler gerçekten son derece olumlu sonuçlar verdi. İlimiz için konuşmak gerekirse günlük 10-15 vakalara kadar inen ve tüm hastanelerimizde toplam 100 civarında hastanın yattığı bir tablo ortaya çıkmıştı. Her türlü fedakarlıkları ile bu tabloyu ortaya çıkaran tüm sağlık çalışanları başta olmak üzere süreçte rol oynayan herkese teşekkür ediyorum. İzninizle, sağlık çalışanlarından güvenlik mensuplarımıza ve tüm kamu çalışanlarına hep beraber bu mücadele kahramanlarını bir kez daha alkışlayalım.

Ancak, ekonomik şartların zorlamasıyla alınan 1 Haziran’dan itibaren normalleşme kararları sonrasında ülkemizde ve ilimizde vaka sayıları hızla arttı. Başlangıç döneminde oluşabilecek muhtemel paniği yönetme anlamında, bilgilerin sınırlı paylaşımı şahsen benim de uygun bulduğum bir süreç yönetimiydi. Ancak belli bir süreden sonra vaka dağılımının iller bazlı, şeffaf olarak açıklanması gerekirdi. Hatta il içerisinde de mahalle bazlı açıklamalar gerektiğini düşünüyorum.

Herkesin merakla beklediği Sayın Bakanın canlı yayın açıklamaları, artık genellikle sosyal medya üzerinden açıklamaya dönüştü, yapılan yorumlar da yarım bardak suya ilişkin “bardağın dolu tarafını” göstermeye çalışan yorumlar haline geldi. Ülkenin neredeyse her tarafından, korunma tedbirlerinin en az ikisinin (maske, mesafe) mutlaka ihmal edildiği görüntüler ve bilgiler sizler vasıtasıyla boy boy gazetelerde, saatlerce televizyonlarda paylaşılırken bu tablo ve sayılar da kamuoyu nezdinde güvenilirliğini yitirdi. Bu konuda benden çok siz basın mensuplarının söyleyecekleri olduğunu düşünüyorum. Sadece sosyal medya ve basın-yayın taramaları bile bu noktada yeterli fikir oluşturacaktır. Kimin şüphesi varsa da anket kuruluşlarını görevlendirsin ve sokaktaki insanın bu konudaki görüşlerini sorsun.

Bu konuyla ilgili söyleyeceğim son iki şeyden birincisi, yayınlanan rutin aylık ekonomik göstergeler rakamları yöneterek sunulabilir ama salgınla ilgili rakamlar konusunda kamuoyundan duyduklarım, meslek mensubu bir birey olarak beni son derece üzüyor. Benim kendi anketim son günlerde hastanelerdeki yoğunluklar nedeniyle hastasına yer bulmak için beni arayan dostlarım. Hastane doluluğu ile ilgili Bakan bey ve bürokratları arasında sosyal medya üzerinden yaşananlar da hepimizin gözü önünde cereyan etti. Bu yoğunluk içerisinde Şehir Hastanesinin “temiz hastane” olarak açılmasını da doğru bulmadığımı ifade edeyim.

Son sözüm ise vatandaşımıza olacak. Ne olursunuz tedbirlerinizi gevşetmeyin, hastaları için kendi canlarını da ortaya koyarak mücadele veren sağlık çalışanlarının cansiperane emeklerine saygı duyun, bu saygın emeği boşa çıkarmamanın tek yolu budur. Sağlık çalışanları meslektaşlarım halkımızdan sadece bunu bekliyor. Elbette bu tarz davranış herkesin sevdiklerini korumasını da sağlayacaktır. Evet maske terletiyor veya solunumu kısmen zorlaştırıyor ama yoğun bakım soğukluğunun ve zorluklarının yanında tahammül edilmelidir. Bu kez de kurallara uyan kendimizi ve halkımızı alkışlamanızı istiyorum.

Konuşmamın son bölümünde ise neleri yapmayacağımıza değinmek istiyorum;

Birincisi;

Şahsım ve heyetimizdeki birçok arkadaşımızla birlikte Konya’nın geçmiş son 30-35 yılına dair ciddî bir hafızaya sahibiz. Bu hafıza içerisinde acısı ve tatlısıyla birçok olay, kronolojik olarak kütüphanemizde yerini almış durumda. Büyükşehir olsak ta toplum faaliyetlerinde yer alan belirli insan kitlesi birbirini çok iyi tanımaktadır. Biz de bu çerçevede hem mevkidaşlarımızı hem de toplumun tüm sosyal katmanlarını çok iyi biliyor ve tanıyoruz. Hiçbir muhatabımızı da bu anlamda kendimizden daha değersiz görmeyiz, görmeyeceğiz. Kimsenin de bir diğer kişi için buna haddinin olmadığını düşünüyoruz. Konya için ve dolayısıyla ülkemiz için tek bir çivi çakan tüm hemşehrilerimizi de burada saygı ve minnetle anmak istiyorum. Bu düşüncelerle hiçbir hemşehrimize üstten bakmayacağız, mütevazi olacağız, hizmet etmek şiarıyla hareket edeceğiz, polemik değil iş üreteceğiz.

İkincisi;

Her vatandaşımız tarafından benimsenen üslubumuzla, sabırla DEVA’yı anlatacağız ve üslubumuzu asla değiştirmeyeceğiz. İlçe teşkilatlanma çalışmalarımızı tamamlar tamamlamaz 40.000 kilometrekareye yakın Konya coğrafyasının her tarafında olacağız. Çeltik’ten Taşkent’e, Halkapınar’dan Derebucak’a, Çumra’dan Doğanhisar’a 31 ilçemizde, halkımızda filizlenmeye başlayan umutları gürleştirmek için çok çalışacağız. Ayrıştırıcı bir dilimiz hiç olmayacak. Bu şekilde ilk seçimlere kadar, muhalefet partisi olarak üzerimize düşen görevimizi en iyi şekilde yapmaya çalışacağız.

Bir diğer yapmayacağımız husus;

Ekip çalışmasının bereketine inanıyoruz. “Ben” değil “biz” diyerek hareket edecek, istişareyi düstur edinecek ve beyinleri yan yana getirip daha fazla katma değeri nasıl sağlayacağımızı hesap edip ona göre hareket edeceğiz.

Hiçbir yol arkadaşımın hırsla hareket etmediğinin bilinmesini isterim. Bu nedenle hiçbir arkadaşım da koltuk sahibi olmak için hareket etmiyor. Mevcut il yönetiminin lideri olarak bu konuda arkadaşlarıma kefilim. Daha önce hangi siyasi partide olursa olsun “ilkeli siyaset yapmış” “iyi” insanları ekibimize dahil etmekte de hiçbir beis görmedik. Başka bir ekipten ayrılana “iyi”, kendi içerisinden ayrılana ise “kötü, nifak kaynağı” gibi nitelemeleri asla kabul etmiyor ve doğru bulmuyoruz. Siyasetin amacı halka hizmettir bunu hiç unutmayacağız. 

Kerameti kendinden menkul saymayıp, ekip çalışması ve istişareye önem vereceğiz.

İnancımız odur ki; demokratik sistemlerde seçim günleri sınav günleridir. Geçme veya kalmaya karar verecek tek yetkili Milletin ta kendisidir. Bir başka deyişle her siyasinin ağırlığını ve boyunun ölçüsünü ölçecek yegâne merci yine millettir. İktidar veya muhalefet elbisesini biçip dikip giydirecek olan yine milletimizdir. Bundan bizim hiç kuşkumuz olmadı, herkese de bundan kuşku duymamalarını tavsiye ediyoruz. Biz her türlü hazırlığımızı ve çalışmamızı vatandaşımızın elinden iktidar elbisesi giyecek şekilde yapıyoruz. Takdir elbette yine milletimizindir. Yeter ki, icranın başındakiler adil ve şeffaf yarışma ortamının kaybolmaması ve adil bir şekilde vatandaşın önüne sandığın konulması için üzerine düşeni yapsınlar.

Son söz olarak olağanüstü bir gündem olmazsa, bundan sonra sizlerle belirli periyotlarda buluşacağımızı veya basın bildirileri ile bilgilendirmeler yapacağımızı belirtmek istiyorum. Bugünkü programımıza katılımınız ve bundan sonraki katkılarınız için şimdiden teşekkür ediyorum.

Şahsım ve tüm yönetim kurulumuza çıktığımız yolun hayırlar getirmesini niyaz ediyorum.

Sizler vasıtasıyla bir kez daha tüm hemşehrilerimize saygılar sunuyor ve bizi izlemeye devam etmelerini istiyoruz. Deva Partisi çatısı altında görev yapmak isteyen tüm hemşehrilerimize kapımızın bugünden itibaren daha da açık olduğunu ifade ediyor, sağlıklı günler diliyorum.