Advert
SİYASET

MHP Lideri Bahçeli'den gündeme ilişkin değerlendirmeler

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun "Suriye’deki YPG ve PKK bize mi saldıracaktı" sözlerine tepki göstererek, "Ne demek bu? Sana saldırmayacaksa devlete saldırmasını makul mü görüyorsun” dedi.

MHP Lideri Bahçeli'den gündeme ilişkin değerlendirmeler

MHP Genel Başkanı Bahçeli, yemekte bir araya geldiği gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtladı. ABD'nin Bağdat'a düzenlediği füze saldırısında öldürülen İran Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani'ye ilişkin soru üzerine Bahçeli, “İran ‘Bizim önemli bir personelimizdir, Devrim Muhafızlarının komutanıdır, dolayısıyla ona yapılmış olan saldırı doğru olmamıştır' diyor. Diğer taraftan İran yanlısı veya ABD yanlısı olanlar konuyu Süleymani üzerinden açmaya çalışıyor. Açarken de Ortadoğu ve ona yakın çevrelerde meydana gelmiş terörist faaliyetlerle ilişkisini kurmaya çalışıyorlar. Henüz bu netleşmiş değil. O sebepten dolayı ABD'nin yaklaşımı doğru olmamıştır. Yani siz kalkar bir ülkenin yetkilisini öldürmeye yeltenirseniz ve bu bir alışkanlık ve uygulama alanı bulan bir anlayış haline dönüşürse o zaman dünya ne olacak? Her terörist faaliyet içerisinde bulunanları ayıklama kabiliyetiniz de yoksa o zaman bir devletin mensuplarının bir başka ülke tarafından öldürülmesi çok farklı bir uluslararası tartışmayı meydana getirir. İran biraz ketum kalıyor. ABD ilk söylediğinde ısrarcı oluyor fakat olayın birçok yönüyle açılması, değerlendirilmesi ve sonuca bağlanması noktasında bir gelişme henüz görünmüyor” ifadelerini kullandı.

 

"Terör tanımı doğru yapılmalı"

Yaşananların 3. dünya savaşına neden olup olmayacağı sorusu üzerine Bahçeli, “Bugünkü aşamada bundan sonra bu ve buna benzer davranışların olmaması açısından uluslararası hukukta bazı kavramları yerleştirmek, bununla ilgili sonuçları nasıl değerlendirecekleri veya sorgulayacaklarının yöntemini ortaya koymak lazım. Misilleme olsun diye bir füze attılar bir uçağa rast geldi ve 176 kişi hayatını kaybetti. Böyle bir mücadele olmaz, olmaması lazım. Artık bunu uluslararası bir konu olarak ele almak lazım, ki bizim yıllar önce söylediğimiz şeyler hala geçerlidir. Yani terörün uluslararası tanımını doğru yapmak lazım. Birinci şart bu. İkincisi, eğer burada bir mutabakat sağlanmışsa terörle mücadelenin nasıl yapılacağı konusunda da uluslararası bir anlayışa sahip olmak lazım.

Şimdi üçüncü olarak da terörün beslendiği kaynakların kurutulması, özellikle finans kaynaklarını, silah alım gücünü daraltmak lazım. Dördüncü olarak da teröre destek veren ülkelerin bu destekten vazgeçmeleri lazım. Bunu daha da çoğaltabilirsiniz. Bu böyle gelişmediği taktirde yarın ne olacağını kestirmek çok zor olur. Bakın 2003 yılından bu yana Irak'ta neler oluyor, Suriye'de neler olacağı belli değil. Libya karışıyor. Ama bütün bunların yanında çatışma alanı olarak bilinen 8 ülke var. 8 ülkenin içerisinde de ülke yöneticilerinin değişik suçlamalarla iktidardan ayrılmasını sağlayacak tarzda toplumsal hareketler başlıyor. Şimdi en gelişmiş ülkelerden bir tanesi sayılan Fransa'da dahi bu sokak hareketlerini durdurabilecek bir tedbir ortaya koyamadılar. Hala polislerin nasıl davrandığı, halkın buna karşı neler yapmak istediği ortada. Ama hiçbir ülke ‘Fransa ne oluyor sana? Libya ile ilgileniyorsun, Irak ile Suriye ile ilgileniyorsun da kendi halkınla niye ilgilenmiyorsun. Çatışma yönünü hafifletecek tedbirleri niye almıyorsun?' sorusunu da sormuyor” şeklinde konuştu.

"Türkiye başarılı olmuştur"

Libya'da ateşkes olup olmayacağına ilişkin soruya Bahçeli, “Türkiye, Ortadoğu'yu büyük, gelişmiş ülkelerin Ortadoğu'ya müdahale şekillerini, amaç ve hedeflerini doğru okuyan bir siyaset takip etmiştir. Bu siyaset takibinde Türkiye'nin bugüne kadar edindiğimiz bilgiler ışığında başarılı olduğunu da ifade etmek isterim. Çünkü hem Fırat Kalkanı hem de Zeytin Dalı, Barış Pınarı harekatlarıyla emperyal anlayışın Türkiye'nin hududunda bir terör devleti kurmak gayelerine son veren bir cesaretle hareket etmiştir. Böylece Ortadoğu'nun muhtelif ülkelerinde meydana gelen tartışmalara da yol gösterici, itidal tavsiye eden ve zaman zaman da çözüm arayışına giren bir ülke konumunda olmuştur. Bunlardan bir tanesi de son günlerde Libya meselesidir. Libya meselesi çok önemlidir.

Bunu çok değerli bir bilim insanımız bizim hafta sonu yaptığımız toplantıda çok güzel izah etmiştir ve orada Türkiye'nin bugünü ve geleceğiyle ilgili önemli tedbirlerin alınmasını, çok hazırlıklı bir politikanın önemini belirtmiştir. Yani şuanda Kuzey Doğu Akdeniz bölgesindeki her türlü çıkarları olan ve bir çok yabancı devletin müşterek hareketinin Türkiye üzerindeki baskılarına son veren bir davranışla Türkiye-Libya arasında bir koridor oluşturmak suretiyle orada bazı ekonomik menfaatlerin peşinde koşan ülkelere ‘Türkiye'nin müsaadesi olmadan hiçbir şey yapamazsınız' mesajını ortaya koymuştur” yanıtını verdi.

"Irak Anayasası gözden geçirilmeli"

Irak meclisinin ABD askerlerinin ülkeyi terk etmesi yönündeki onaylandığı önergeyi değerlendiren Bahçeli, “Irak Meclisi ‘ABD artık sen git' diyor. Böyle bir durum karşısında bir millet meclisinin yani Irak Meclisinin almış olduğu bir karara ABD eğer her ülkedeki iradeye saygı göstermeyi prensip kabul eden bir anlayışla davranıyorsa çekip gitmesi lazım. Ama ben gitmem, çıkmam buradan diyor. Böyle bir sakat anlayışı hiçbir ülkenin kabul etmemesi gerekir. Bugün Irak'ta bunun sonucunu alırsa her gittiği yerden çıkmama anlayışında olur. O zaman ne yapacağız, dünyayı bir ülke mi yönetecek?

Böyle bir şeyi kabulümüz mümkün değildir. Onun için Irak halkının alacağı kararları dikkate almakta ve bazı çalışmaları artık sonuçlandırmakta yarar vardır. Bunun başlıcası Irak anayasasının gözden geçirilmesi, yeni bir anayasa çerçevesinde Irak'ın toprak bütünlüğü, siyasi düşünceleri bir araya getirecek olan demokratik yaklaşımları ele alarak halka dayalı bir yönetimin teşekkülüne gidilmesidir. Ve Irak halkının da ‘bu hükümeti ben kurdum, bundan sonra da sahibiyim' demesi lazım” ifadelerini kullandı.

"Esad'ı göndermek yerine halkı getirmek lazımdır"

Suriye'deki son durumla ilgili Bahçeli şöyle konuştu:
“Bunun aynı şekilde Astana toplantıları çerçevesinde de düşünülmesi gerekir. Yani İran, Rusya ve Türkiye'nin katılımıyla başlatılmış ve 11'incisi gerçekleştirilen Astana toplantılarındaki gelişmeleri dikkate alırsak ilk yapılması gereken Cenevre toplantılarında anayasal zeminin oluşması noktasındaki mutabakata bir an evvel varmaktır. O mutabakat çerçevesinde Suriye'de yeni bir anayasanın yazılması ve o anayasaya göre de başta Suriye'nin toprak bütünlüğü olmak üzere orada yaşayan halkın temsil kabiliyetinin olduğu bir demokratik seçimle Esad'ı göndermek yerine halkı getirmek lazımdır.”

"Türkiye birçok yerle temasa geçebilecek durumda olmalı"

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA