Görünmeyen Üniversite” ve “Hocaların Hocası” olarak anılan büyük İslam alimi Mehmet Zahit KOTKU Hocaefendi’yi ele alan GÖRGÜLÜGİL, üniversiteyi İstanbul’da okurken tanıştığı Mehmet Zahit KOTKU’yu fikirlerinin oluşmasında büyük bir role sahip olduğunu, Erbakan’dan Özal’a kadar birçok kişinin yetişmesinde emeğinin bulunduğunu ifade etti.
Tasavvufun tanımı ve tasavvufi kavramlar üzerinde duran GÖRGÜLÜGİL, tasavvufun manevi bir hayat tarzı olarak özellikleri olduğunu, kitap ve sünnetle irtibatını, kulun Allah’la ve masiva ile ilişkilerini, kalp temizliği, nefis terbiyesi, güzel ahlak gibi müminlerin dünya hayatına ve maddi zevklere dalmamaları hususunda belirleyici rolünün bulunduğunu, Allah’ı görüyormuş gibi ibadet eden takva sahibi bir mümin olabilmek esasının olduğunu belirterek Cüneyd-i Bağdadi tasavvufu “Kulun içinde ikamet ettiği bir sıfat ve vasıf” şeklinde tanımlamıştır. Tasavvufa “ilmü’l-kulûb, ma‘rifetü’l-kulûb”, sûfîlere “ehlü’l-kulûb, ashâbü’l-kulûb, erbâbü’l-kulûb ve ehl-i dil” gibi isimler verilmiştir.
TASAVVUF PEYGAMBERİMİZİN YOLUDUR
Tasavvufun Hz. Peygamber’e bağlanarak Hz. Ali ve Hz.Ebubekir yoluyla devam ettiğini belirten GÖRGÜLÜGİL, “Seyr ü sülûkun üç mertebesi vardır: seyr ilâllah, seyr fillah, seyr minallah ve billah. Seyr u sülûk, bir mürşidin yanında ve gözetiminde beyat ya da intisab denilen tövbe ile başlayan eğitim sürecidir. İradenin kamil bir mürşidin rehberliğinde Allah’a teslimiyet vardır.Tarikat yol demektir. Allahu Teala'ya yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak için takip edilmesi gereken yol manasına gelir.”
CİHAT NEFİSLE BAŞLAR
Tasavvufi terimler üzerinde duran GÖRGÜLÜGİL, peygamberimizden Mehmet Zahit KOTKU’ya kadar 36 silsile bulunduğunu, halifenin mürşidin yerine geçen kişiler olduğunu, Allah’a ulaşmak için mürşide bağlanan insanın Kur’an ve sünnet üzerine yaşaması gerektiğini söyledi: “Seyr-i ilâllah nefisten gerçek vücud tarafına sefer etmektir. Varlıktan varlığı yaratana seferdir. Seyr fillah, Hakk’ın sıfatıyla muttasıf ve onun ahlakıyla süslenerek bütün beşeri sıfatları yok kabul etmektir. Seyr ma'allah, müridin her mertebede Allah ile olan seyridir. Seyr anillah, tekrar Allah'a dönüştür. İrşad ve tenvir için Hak'tan halka dönüştür. Büyük cihadımız nefsimizdir.” dedi.
ZAHİT BİR İNSAN KOTKU HAZRETLERİ
Mehmet Zahit KOTKU Hocaefendi’nin hayatı etrafında tasavvufu ele alan Görgülügil, “Hocaefendi’nin ailesi, 1880 yılında Kafkasya’dan Anadolu’ya göç edip Bursa’ya yerleşmiştir. Mehmet Zahit annesi Sabire Hanım’ı üç yaşında iken kaybetti. Bursa’ya geldiklerinde 16 yaşlarında olan babası İbrahim Efendi çeşitli yerlerde imamlık yaptıktan sonra 1929’da Bursa’da İzvat köyünde vefat etti. Mehmet Zahit, Oruç Bey Mahalle Mektebi’nde başladığı öğrenimini Bursa’da sürdürdü. I. Dünya Savaşı sırasında 18 yaşında askere alınarak Suriye-Filistin Cephesi’ne gönderildi. Askerliği 6 yıl sürdü. 1920’de, Cağaloğlu’nda bulunan Gümüşhanevî Tekkesi’ne giderek Şeyh Ömer Ziyâeddin Efendi’ye intisap etti. Seyrüsülûkünü onun vefatı üzerine postnişin olan Mustafa Feyzi Efendi’nin yanında sürdürüp şehadetname aldı. Beyazıt, Fatih ve Ayasofya Cami ve medreselerindeki derslere devam ettiği bu yıllarda bir yandan da hafızlığını tamamladı.”
KALBİNİZİ DÜNYA HEVESLERİNDEN KORUYUN
"Kalbinizi dünya heveslerinden arındırın, çünkü Allah’ın nazargahı kalptir." ifadesi, KOTKU Hazretleri’nin ruhunu şekillendirdi. , İskenderpaşa Camii’nde kurduğu sohbet halkasında gençlere ve ilim ehli kişilere büyük ilgi göstermiştir. "Kalbinizi Allah’ın zikriyle doldurun; her şey onun rızası içindir" diyerek, insanların gönüllerini dünya işlerinden uzaklaştırıp Allah’a yönelmelerini teşvik ederdi. Hayatı Kur’an-ı Kerim ve sünnet-i seniyyeye uyarak geçirmiştir Tekkelerin kapatılması üzerine Bursa’ya dönerek babasının imamlık yaptığı İzvat köyüne Bu süreçte birçok öğrenci yetiştirdi. O tam bir hizmet ehliydi. Genç, yaşlı, zengin fakir, kadın erkek ayırmadan herkesin derdiyle ilgilenir, yardımcı olmaya çalışır, her müşkülümüze koşar, kimseyi kapısından geri çevirmez. birbirimizi Allah için sevmedikçe kamil mümin olamayacağımızı çok sık söylerlerdi. Sohbetlerinde sık sık dile getirdikleri çözüm önerileri ve düşünceleri ile yön veren Hocaefendi 13 Kasım 1980’de İstanbul’da vefat etti.
Sohbetin soru cevap kısmından sonra HİSDER Başkanı Prof. Dr. Önder KUTLU ve Hamza ERTAŞ tarafından Muhsin GÖRGÜLÜGİL’e dernek plaketi takdim edildi. Toplantı toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.