Programda, İslam düşünce tarihinin önemli isimlerinden Hallac-ı Mansur’un hayatı, tasavvufi yönü ve düşünce dünyası ele alındı.
HALLAC-I MANSUR VE AŞK ŞEHİTLİĞİ
Konuşmasına Hallac-ı Mansur’un insanlık tarihindeki yerine değinerek başlayan Sadık Yalsızuçanlar, onun yaşadığı süreci bir aşk hikayesi olarak tanımladı. Yalsızuçanlar, Hallac-ı Mansur’un düşüncelerini şu sözlerle ifade etti:
"İnsanlığın İmam Hüseyin efendimizden sonraki en büyük aşk şehitlerinden bir tanesi Hallac-ı Mansur’dur. Bu bir aşk hikayesidir. ‘Beni arayan beni bulur, beni bulan beni bilir, beni bilen beni tanır, beni tanıyan bana âşık olur. Ben bana âşık olana âşık olurum. Ben âşık olduğumu öldürürüm. Onun diyeti bana farz olur. Onun diyeti bizzatihi benim’ buyuruyor. Hallac-ı Mansur’un vefatı, Pir Sultan Abdallar ve İmam Hüseyin efendimize benziyor. Hatta ondan biraz daha acıdır. Çünkü bir aşk katildir."
SUFİ VE İKTİDAR İLİŞKİSİ
Hallac-ı Mansur’un yargılanma sürecine ve dönemin siyasi atmosferine değinen Yalsızuçanlar, sufi ile iktidar arasındaki tarihsel gerilime dikkat çekti. Yalsızuçanlar, "Sufi, her türden iktidarı köktenci biçimde dışlayan kişidir. Dolayısıyla sufi ile iktidarın ilişkileri tarih boyunca hep problemli olmuştur. Hallac-ı Mansur’un katlinde, şehadetinde böyle bir şey var. Arka planda metafiziksel bir kural işleyip durmuş aslında. Batında da Cenabı Hakk'ın sonsuz ve mutlak varlığına aşık olmuş olan, onun bir tecellisi, onun zuhuru bir varlık olarak cemal ve kemal ehli bir varlık olarak tekrar o kaynağa dönme, evvele dönme, o bütüne ulaşma, kavuşma hikayesi var" değerlendirmesinde bulundu.
VARLIK VE YOKLUK DÜŞÜNCESİ
Hallac-ı Mansur’un "Enel Hak" sözünün zahiri ve batıni manaları üzerinde duran Yalsızuçanlar, tasavvuftaki "yokluk" kavramının önemini vurguladı:
"Hakkı bildiğinizi sandığınız anda o zaten bambaşka bir hale birden bürünür. Gördüğünüzü sandığınız yerde farklı bir surete. O her an yeni bir şeendedir. Ona nasıl ulaşılabilir ki? Yoklukla. Ondan nasıl ayrılabiliriz? Yoklukla. Ona nasıl gidebiliriz? Yoklukla. Her türlü arzudan, tutkudan, dilekten, istekten, amaçtan, niyetten, kurgudan kurtulmadan kaybolan bulunabilir mi? Yoklukla. Ben bilgisizim diyen de çaresizdir, biliyorum sanan da. Allah'tan başka bir şey bulunmadığını görünce bunu tattım. Ben onu gerçeklik aracılığıyla tanımadım. Böyle diyenin kendi varlığını hakkın varlığından daha yüce gördüğünü bilince utandım. Çünkü kendine varlık vermek Allah'ın varlık hakkını gaspetmektir."
EDEBİYAT VE İRFAN GELENEĞİNDE HALLAC-I MANSUR
Hallac-ı Mansur’un İslam edebiyatı üzerindeki etkisine de değinen Yalsızuçanlar, "Arap, Fars, bilhassa Türk edebiyatında Hallac-ı Mansur’a gönderme yapmayan, alıntı yapmayan, istiare olarak kullanmayan şair yok gibidir. Bizim duygu tarihimizin en kıymetli parçası Hallac-ı Mansur diyebiliriz. Bütün şiirlerde göndermeler yapılır. Yani bütün istisnasız herkesi emzirmiştir. Ruhaniyetine selam olsun" ifadelerini kullandı.
PLAKET VE BERAT TAKDİMİ
Programın sonunda, konuşmacı Sadık Yalsızuçanlar’a günün anısına aşk yazılı hat tablosu, Ahmet Köseoğlu’nun "Kendini Bulan Şehir" kitabı ve katılım beratı TYB Konya Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu, Konya önceki dönem milletvekilleri Mustafa Kabakcı ve Ahmet Sorgun ile TSE Enstitüsü Mahmut Sami Şahin tarafından takdim edildi. Program, toplu hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.