Gazeteci yazar Sadık Gökce ;Dede Korkut Millî Bir Destandır

Gazeteci yazar Sadık Gökce, Konya Aydınlar Ocağı’nda Dede Korkut ve ve eserlerini anlattı:

KÜLTÜR - SANAT - 29-07-2026 13:38

Konya Aydınlar Ocağı’nın düzenlediği Selçuklu Salı Sohbetlerinde bu hafta gazeteci yazar Sadık Gökce Oğuz Türklerinin Bilge Ozanı Dede Korkut’u anlattı.

Konevi derneği salonundaki program, şair Remzi Samancı’nın kaleme aldığı “Düşünüş” adlı şiirin Aydınlar Ocağı Yönetim kurulu Üyesi Tayyar Yıldırım tarafından seslendirilmesiyle başladı. Daha sonra açılış konuşması yapan Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü “1990 yılında Azerbaycan’a gittiğimizde orada bir numaralı tarihi şahsiyetin Dede Korkut olduğunu gördük. Orada Özbekistan’a geçtik; orada da bir numaralı şahsın Timur olduğunu müşahede ettik. Türkiye’de bir numara adayı çok ama bir numara yok. Selçuklu’dan günümüze baktığımız zaman; Anadolu Türklüğünün bin yıllık tarihinde (En büyük tarihi şahsiyet kim) diye sorulsa birçok isim ortaya çıkar. Fatih, Yavuz, Alpaslan, Mevlâna, Yunus, Ahi Evran, Hacıbektaş, Mustafa Kemal hatta daha pek çok isim çıkar ama bir tanesinde bir numara olarak ittifak edemeyiz” dedi.

Dede Korkut’un Türk tarihinde önemli bir şahsiyet olduğunu eserlerinin sözlü kültür yoluyla nesiller boyunca anlatılageldiğini kaydeden Güçlü “Geleneksel kültürümüz yaşatılması için gayret göstermeliyiz. Sadık Gökce de Dede Korkut üzerine çalışmalar yapmıştı ve bilgilerini bizimler paylaşacak” diyerek konuşmasını tamamladı.

Daha sonra kürsüye gelen gazeteci yazar Sadık Gökce Dede Korkut hikâyelerinin 7, 8 ve 9. yüzyıllarda Türkistan, Kuzey ve Doğu Anadolu ile Azerbaycan’a; gelip yerleşmiş, buraları vatan tutmuş Oğuz Türkleri arasında yaşanmış, işlenmiş ve yayılmış hikâyeleri olduğuna vurgu yaparak “Bu hikâyelerde Oğuz Türklerinin Gürcüler, Abazalar ve Trabzon Rumları ile yaptıkları dış savaşlar anlatılmakta; yeni vatana yerleşen Türk boylarının kendi iç çarpışmaları hikâye edilir. Aynı hikâyeler, Oğuzların eski destanlarından kalma zengin hatıraları da içerir” dedi.

Dede Korkut hikâyelerini, sahip oldukları dil ve anlatım özellikleri ile Türkçe'nin eşi bulunmaz şaheseri olarak yorumlayan Gökce “Milletin ağzında süzüle süzüle gelen bu dil âdeta atasözleri ve vecizeler dizisi haline gelmiştir. Bu yüzden oldukça canlı, açık, kesin ve gösterişlidir. Yine metinlerdeki benzetme ve deyimler halkın ortak kullandığı anlatımı zenginleştirip güzelleştiren anonim söz varlıklarıdır. Metinlerdeki nâzım nesir de karışık düzen geleneksel halk hikâyelerindeki bir özelliktir. Bu tür metinlerde nesirle anlatılan bölümler de şiire doğru yaklaşmaktadır. Böylece okunması ve dinlenmesi hem kolay hem de zevkli bir hale gelmektedir” şeklinde konuştu.

Merhum Fuat Köprülü’nün (Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, Dede Korkut’u öbür gözüne koysanız yine Dede Korkut ağır basar) Dediğini hatırlatan Gökce “Dede Korkut’u ifade etmek için bundan daha güzel bir söz bulmak mümkün değildir. Gerçekten Dede Korkut Kitabı Türk edebiyatının en büyük abidelerinin ve Türk dilinin en güzel eserlerinin başında gelir. Dede Korkut bir milli destandır. Milli destanlar, taşıdıkları vasıflar dolayısıyla, bağlı oldukları dil ve edebiyat sahaları içinde ayrıcalıklı bir yer tutar. Türk edebiyatının en önemli şaheseri olan Dede Korkut Kitabı’nın çok yönlü olması, edebiyattan dile, tarihten coğrafyaya pek çok alana kaynaklık etmesi, bu esere paha biçilmez bir değer katmaktadır” diyerek devam etti.

Dede Korkut anlatılarında, Oğuzların yaşam şekilleri, aile biçimi, gelenekleri, kültürünün yansıtıldığına vurgu yapan Gökce “Hikâyelerde anlatılan yaşam tarzı, İslam öncesindeki konar-göçer kültürün devamı niteliğindedir. Bu durum toplumsal cinsiyet rollerinin dağıtılmasında önemli bir etkendir. Doğayla, kendi içerisindeki boylarla ve diğer toplumlarla mücadele halindeki Oğuz toplumu kahramanlık, cesaret, fedakârlık, sadakat gibi erdemlere sahip olmak durumundaydı. Oğuz toplumunun ideal yaşam biçimini anlatan hikâyelerdeki kadın-erkek tipleri de toplumun devamlılığını sağlayacak ideal insan tiplemeleri olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

Dede Korkut’un şahsiyeti hakkında, Türk dünyasının muhtelif toplumlarının sözlü geleneklerinden derlenmiş halk efsanelerinden ve eserin giriş kısmında adını bilemediğimiz ozanın ifadelerinden bilgiler elde edilebildiğine işaret eden Gökce “Ozan (Resul aleyhisselâm zamanına yakın Bayat boyundan Korkut Ata dirler bir er kopdı. Oğuzun ol kişi tamam bilicisi idi. Ne dirse olur idi. Gayıpdan dürlü haber söyler idi. Hak Ta'alâ onun gönlüne ilham ider idi) der. Bu sözlerden, Korkut Ata'nın (Bilici-kâhin) vasfının ne denli güçlü olduğunu da anlıyoruz. (Allâh Allâh dimeyince işler onmaz, Kâdir Tanrı vade virmeyince kimse ölmez, "Ölen kişi dirilmez) şeklinde sözleri var ve Hazret-i Muhammed'in yaşadığı zamana yakın bir dönemde yaşamış Müslüman, velayet sahibi bir kişi olduğu anlaşılıyor. Bilici, kâhin yönü de vardır; nitekim hükümdarlığın Kayı boyundan olan Osmanlı hanedanlığına geçeceğini ve Osmanlı hükümdarlığının kıyamete kadar süreceğini önceden söylemiştir diyerek sözlerini sürdürdü.

Dede Korkut'un mezarının hâlâ bilinmediğini ve Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan’da ve Türkiye’de Bayburt’ta olmak üzere on üç mezarı var. Korkut Ata, Türk Dünyasının her yerinde biliniyor. Avrupa ve Türkiye Türklüğü, Türkistan ve İdil-Ural Türklüğü, Korkut Ata’ya sahip çıkıyor. Hepsi de haklıdır. Nerede Türk varsa, Korkut Ata oradadır. Kim sahip çıkarsa, Korkut Ata onlarındır. Kim Korkut Ata’ya sahip çıkarsa, Korkut Ata da onlara sahip çıkar” diye konuştu.

Korkut Ata gibi şahsiyetlerin yeni nesillere mutlak surette öğretilmesi için yazılı kültürün geliştirilmesi gerektiğine vurgu yapan Gökce bu konudaki önerilerini şu şekilde anlatıp konuşmasını tamamladı: “Türk Dünyası Çocuk Dergisi yayınlanmalı ve bu derginin her sayısında başta Dede Korkut hikâyeleri olmak üzere Türk-İslâm klasiklerine mutlaka yer verilmelidir. Türk Dünyası dışında yapılan Dede Korkut çalışmaları da karşılıklı olarak Türkiye'de ve diğer Türk illerinde yayınlanmalı ve çocuklarımızın dikkatlerine sunulmalıdır. Azerbaycan Yazarlar Birliğinin Dede Korkut Ansiklopedisi hazırlık çalışmaları içerisinde olduğunu biliyoruz. Bu ansiklopediye (Dede Korkut'u Çocuklara Anlatmak) başlığı eklenmelidir. Dede Korkut Ansiklopedisi bu şekilde güncelleştirilerek bütün Türk Devlet ve topluluklarında da yayınlanmalıdır. Biz çocuk edebiyatı yoluyla sadece Türkiye'mizde millî birlik ve beraberliği sağlamış olmayız; aynı zamanda çocuk edebiyatımızı kullanarak Türk Dünyasında Kültür Birliği'nin gerçekleşmesine de yardımcı olmuş oluruz. Ortak dili edebiyat yaratır. Ortak kültürü de dil yaratır ve taşır. Tabiidir ki, ortak ve aydınlık geleceği de ortak dil ile yakalayabiliriz. Ortak dil ile yaratılacak edebiyat, çocuk edebiyatı ise işte o zaman geleceğe ümitle bakma hakkına da sahip oluruz. Türk Dünyası için ortak dil oluşturma çabamızda niçin Dede Korkut dili hareket noktamız olmasın?”

Sanatçı Talat Sefa Karasu’nun eserleriyle renk kattığı program sonunda Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü konuşmacı Sadık Gökce ile sanatkâr Sefa Karasu’ya kitap takdim etti.

Günün Diğer Haberleri